TEMBEL ÇOCUĞUN EŞEĞİ
SESLİ HİKAYELER & MASALLAR Tembel Çocuğun Eşeği – Adile NAŞİT’in Sesinden “TEMBEL ÇOCUĞUN EŞEĞİ” hikayesini dinlemek için play tuşuna basınız.
SESLİ HİKAYELER & MASALLAR Tembel Çocuğun Eşeği – Adile NAŞİT’in Sesinden “TEMBEL ÇOCUĞUN EŞEĞİ” hikayesini dinlemek için play tuşuna basınız.
Bir kamyonun çarpmasıyla yaralanmış olan çiftçi Mehmet amca kazadan sorumlu tuttuğu taşıma şirketine dava açıyor. Mahkeme salonunda şirketin avukatı ile Mehmet Amca karşı karşıyalar. Avukat soruyor : – Ama siz kazadan sonra gelen polis memuruna “ben çok iyiyim” demediniz mi?” – Anlatayım ağam; Ben bizim eşeği gasabada satışa götürmek üzere gamyonetime bindirmiştim ki… – Bırakın…
EŞEĞİN HÂLİ[Mevlanadan Hikayeler] Eşek hızlı yürüyeyim derken bir çamura saplanınca ordan kurtulmak için her an çabalar durur, orada kalmak için yerini düzeltmeye kalkmaz, oranın kalınacak yer olmadığını bilir. ▪️ Duygunla anlayışın eşek duygusundan daha aşağı mı ki, gönlün çamur deryasından kurtulmak için hiçbir gayret göstermiyor. ________________________Kaynak: Mesnevi’de Geçen Bütün Hikayeler (Mehmet Zeren)-Semerkand Yay.Hazırlayan: Kerim Melleş,…
EŞEK İLE TİLKİ[Mevlanadan Hikayeler] Aslanın biri bir fille uzun müddet savaşmış yaralanmış yerinden kımıldamayacak kadar halsiz düşmüştü, bu sebepten dolayı avlanamıyordu. O avlanamayınca onun artıklarıyla geçinen diğer bütün hayvanlar da aç kalıyordu. Nihayet aslan tilkiyi çağırdı. “Ben bu hâlimle ayağa kalkamıyor, dolayısıyla avlanamıyorum. Sen git bir öküz yahut da bir eşeği kandırarak buraya getir, onunla…
EŞEĞİN ÖLÜMÜ[Hazır Cevaplar Espriler] Bir köylünün sık sık dayak attığı eşeği öldü. Köylü eşeğin başını bostandaki bir ağaca, nazar değmesin düşüncesiyle astı. Köylüyü tanıyan gün görmüş bir ihtiyar oradan geçiyordu. Eşek başını gördü, güldü. Bostan bekçisine şöyle dedi: – Şu zavallı eşek dayaktan kurtulamadı da yara bere içinde öldü. Şimdi onun kuru kafası mı bu…
EŞEĞİN HÂLİ[Mevlanadan Hikayeler] Eşek hızlı yürüyeyim derken bir çamura saplanınca oradan kurtulmak için her an çabalar durur. Orada kalmak için yerini düzeltmeye kalkmaz, oranın kalınacak yer olmadığını bilir. Duygun ve anlayışın eşek duygusundan daha aşağı mı ki gönlün bu çamur deryasından kurtulmak için hiçbir gayret göstermiyor. ________________________Kaynak: Mesnevi’de Geçen Bütün Hikayeler (Mehmet Zeren)-Semerkand Yay.Hazırlayan: Kerim…
Bir zamanlar bir adam varmış. Bu adamın geçim kaynağı olan bir de eşeği varmış. Ama bir gün bu eşek bir kuyuya düşmüş. Köy halkı bunu görünce onu kurtaralım demişler. Ama kuyu o kadar derinmiş ki onu kurtaramamışlar. – Kuyuyu kapatalım, bir daha kimse buraya düşmez, demişler ve eşekten umudu kesmişler. Başlamışlar kuyuyu kapatmaya….
Serdar öğretmendi. Hem de acar olanlarından. Ufku geniş, hazır cevap ve idealist… Devlet, hizmet etmesi için doğunun uçsuz bucaksız köşelerinden birine gönderdi onu. Hiç tasa etmedi. “Nasıl olsa bu vatan bizim, bizden hizmet bekliyor. Bizim görevimiz de öğretmek, bunu her nerde olursa yaparım” düşüncesiyle gönlünü ve sözünü hoş tutuyordu. Görev yaptığı köyde yapacak…
Bir gün adamın biri Hz. Musa (a.s.)’ya geldi: – “Ya Musa ne olur dua et de ben hayvanların dilinden anlayayım ve bundan kendime hisseler çıkartarak daha iyi bir insan olayım.” dedi. Hz. Musa (a.s.): – “Yürü işine git, kaldıramayacağın bir yükün altına girmeye çalışma, bu halin senin için daha hayırlıdır.” dedi. Fakat adam dinlemedi ısrar etti: – “Ya Musa ne…
Fakir bir saka, o sakanın da bir eşeği vardı. Zayıf zavallı bir eşekti, sırtında yüzlerce yara vardı. Değil arpa ot bile bulamıyordu. Padişahın atlarının bakıcısı bu sakayı tanıyordu. Onunla eskilere dayanan bir ahbaplığı vardı. Bir gün sakaya rastladı: – “Bu zavallı eşeğin hali ne böyle, nerdeyse zayıflıktan ölecek.” dedi. Saka yana yakıla anlattı: – “Sevgili dost biliyorsun ki ben…