Lavrens’in İtirafı
Kanije Destanı ve Tiryaki Hasan Paşa
Söylediğini Yapardı…
İlk Uçak, İlk Paraşüt, İlk Roket ve İlk Denizaltı
Sevilen Yemek
Şartlara Teslim Olmazsan
Milletin Sigorta Lambası
Alem-i İslam’a Beyanname Neşredeceğim!
  • BEDELİ ÇANAKKALE’DE ALTIN OLARAK ÖDENECEKTİR

    BEDELİ ÇANAKKALE’DE ALTIN OLARAK ÖDENECEKTİR[Türk Tarihinden Damlalar] Üç aylık bir tâlimden sonra Mehmed Muzaffer, ‘zâbit namzeti’ olarak Çanakkale’de idi. (Mart 1916). Müttefik İngiliz ve Fransız kuvvetleri, Çanakkale’de uğradıkları mağlûbiyetlerden ve verdikleri yüzelli bin zâyiattan sonra Boğaz’ı aşamayacaklarını anlamışlar, 1915’in son haftasıyla 1916’nın ilk haftasında bütün hatları tahliye edip, çıkıp gitmişlerdi. Muzaffer, Çanakkale’ye vardığında harp durmuştu….

  • DELİ DUMRUL HİKAYESİ

    DELİ DUMRUL HİKAYESİ[Dede Korkut Hikayeleri-Destanlar] Oğuz ilinde, Duha Kocaoğlu Deli Dumrul adında bir yiğit yaşardı. Bir kuru derenin üzerine bir köprü yaptırmıştı. Geçenden otuz akçe alırdı. Geçmeyenden döve döve kırk akçe alırdı. “Benden güçlü bir er varsa çıkıp ne ağlarsınız karşıma dövüşsün! Dövüşsün ki erliğim, yiğitliğim, kahramanlığım, Rum’a, Şam’a yayılsın, ün salsın,” derdi. Bir gün…

  • ALTIN KAP

    ALTIN KAP[Türk Tarihinden Damlalar] Fuat Paşa, olağanüstü güzel, fakat alabildiğine cahil bir Rus prensesi ile bir süre konuşmuştu. Sohbetin sonunda Rus diplomatlarından biri kendisine, – “Prensesimizi nasıl buldunuz?” diye sordu. Keçicizâde‘nin cevabı iğneleyiciydi: – “Sirke dolu bir altın kap!” _______________________Hazırlayan: Kerim Melleş, www.hikayearsivi.net

  • HEDİYE

    HEDİYE[Türk Tarihinden Damlalar] Karakoyunlu Devleti hükümdarı Uzun Hasan, Fâtih‘e hediye olarak bir kutu göndermişti. Kutunun içinde yılan, akrep gibi haşerat vardı. Buna karşılık Fatih de ona hediye olarak bal gönderdi: “Niçin böyle davrandın?” diye soranlara da genç Padişah şu ince cevabı verdi: – “Herkes ne yiyorsa onu gönderir.” _______________________Hazırlayan: Kerim Melleş, www.hikayearsivi.net

  • RUSLARIN TERSİNE HAREKET

    RUSLARIN TERSİNE HAREKET[Türk Tarihinden Damlalar] Ahmet Vefik Paşa‘ya sormuşlar: – Attığınız her adımda ve yaptığınız her işte başarılı oluyorsunuz? Bunun sebebini nasıl açıklarsınız? Paşanın cevabı şöyle olmuş: – Yapacağım her işi, önceden İstanbul’daki Rus elçisine danışırım. O kendi çıkarına göre, bana işin nasıl yapılması gerektiğini anlatır. Ben de onun söylediklerinin tersini yaparım.” _______________________Hazırlayan: Kerim Melleş,…

  • ZİYA PAŞA MI, GENERAL ZİYA MI?

    ZİYA PAŞA MI, GENERAL ZİYA MI?[Türk Tarihinden Damlalar] Cumhuriyet’ten sonra bazı “paşa” unvanlarının kaldırılıp, yerine “general” denildiği günlerde, genç ve gayretkeş bir edebiyat öğretmeni lisedeki son sınıfa girmiş. O gün Ziya Paşa‘nın şiiri okunacakmış. Hoca ilk defa söz alarak öğrencilerine şöyle demiş: – Çocuklar, şimdi sizinle General Ziya’yı okuyacağız.” _______________________Hazırlayan: Kerim Melleş, www.hikayearsivi.net

  • HALKIN DERİN UYKUSUNUN SEBEBİ

    HALKIN DERİN UYKUSUNUN SEBEBİ[Türk Tarihinden Damlalar] Kanunî Sultan Süleyman zamanında bir kadının evi soyulmuştu. Halini şikâyete gelen kadına padişah sordu: – Hırsızlar evinize girip, her tarafı soyup soğana çeviriyor. Bu nasıl derin bir uyku ki, hiç bir şey duymuyorsunuz?” Kadının cevabı, Osmanlı toplum düzeninde, halkın idarecilere olan sonsuz güvenini ve teslimiyetini belgeler nitelikteydi: – Hünkarım!…

  • GİRİT’İN FİYATI

    GİRİT’İN FİYATI[Türk Tarihinden Damlalar] Keçecizâde‘nin Rusya’da vazifeli bulunduğu bir sırada Rus Çarı, Fuat Paşa‘ya takılmıştı: – Paşa, şu Girit’i bize satsanız! – Hay hay, satalım; ekselans, dedi Paşa. – Peki kaça satarsınız? sorusuna da, – “Aldığımız fiyata!” cevabını verdi. Girit’i 20 seneden fazla süren kuşatma ve binlerce şehit pahasına fethettiğimizi hatırlayan Çar, sarardı, surat asarak…

  • NE FAZLA NE EKSİK

    NE FAZLA NE EKSİK[Türk Tarihinden Damlalar] Ahmet Vefik Bursa Valisi iken, Mudanya Kaymakamına bir yolun iki tarafına ağaç diktirmesini emretmiş. Kaymakam, fidanlar fazla gelince valinin belirttiği sınırı aşarak hepsini diktirmiş. Paşa bu davranışa kızmış ve fazladan dikilen fidanların hepsini söktürmüş. Sebebini soranlara da şu cevabı vermiş: – Mudanya kaymakamı bu defa emrimi fazlasıyla yaptı. Ama…

  • KAVUŞMA

    KAVUŞMA[Türk Tarihinden Damlalar] Sultan Abdülmecid, Abdülhak Molla‘ya sorar: – Ezelden beridir şairler hep hicrandan şikâyet ederler. Sen ki hem şair, hem hekimsin. Bu hicran denilen ayrılık derdinin ilacı nedir? Molla’nın cevabı tek kelimelik olur: – “Vuslat!” Yani kavuşma. _______________________Hazırlayan: Kerim Melleş, www.hikayearsivi.net

  • SAVAŞ VE BARIŞ

    SAVAŞ VE BARIŞ[Türk Tarihinden Damlalar] Sultan Abdülaziz, bir gün Sadrazam Fuat Paşa‘ya memleketin başındaki dış ve iç sorunlardan söz ederken üzüntüye kapılır. – Bu memleket için artık savaş ile barışın ne farkı var?” der. Bu fikre Keçecizade Fuat Paşa itiraz ederek: – Aman efendim, der. Barış bekârlık, savaş ise evlilik demektir. Fark olmaz olur mu…

  • YÜZÜK MÜ, PARMAK MI?

    YÜZÜK MÜ, PARMAK MI?[Türk Tarihinden Damlalar] Üçüncü Sultan Ahmed‘e çok kıymetli bir zümrüt yüzüğü hediye edilmişti. Padişah, bu yüzüğü divan toplantısında vezirlerine göstererek, – “Acaba bundan daha kıymetli yüzük var mıdır?” diye sordu. Herkes, “Hayır yoktur. Güle güle takınız” dediler. Ancak Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa itiraz etti: – “Bu yüzükten daha kıymetli bir şey vardır…

  • EN GÜÇLÜ DEVLET

    EN GÜÇLÜ DEVLET[Türk Tarihinden Damlalar] Keçicizâde Fuat Paşa, Avrupa’da katıldığı diplomatlar toplantısında “Zamanın en kuvvetli devleti hangisidir?” sorusuyla karşılaşmış. Osmanlı Devleti, cevabını vermiş. Hayret bakışları arasında da gerekçesini şöyle açıklamış: – “Çünkü 300 yıldır siz dışardan, biz içerden, var gücümüzle yıkmaya çalıştığımız halde, hâlâ ayakta duruyor da ondan!” _______________________Hazırlayan: Kerim Melleş, www.hikayearsivi.net

  • SAHİDEN ZIRVA

    SAHİDEN ZIRVA[Türk Tarihinden Damlalar] Ahmet Vefik Paşa, Evkaf Nâzırı iken halka aş dağıtan bir imareti teftiş eder. Bir aşçının ateşte kaynayan kocaman bir kazanı kepçe ile karıştırdığını görür. Yaklaşıp kaynayan şeyin ne olduğunu sorar. Aşçı, – “Zırva efendim! karşılığını verir. Paşa, kepçenin kenarından parmağına akan bir damlayı ağzına alır. Son derece tatsız tuzsuz bir yemek…

  • TEPİŞMEYELİM

    TEPİŞMEYELİM[Türk Tarihinden Damlalar] Ahmet Vefik Paşa, vazifede iken bazı siyasî makam sahipleriyle didişmiş bir devlet adamıdır. Ölmeden önce şu vasiyeti söylemiş: – “Rumelihisarı’na gömülmek istiyorum. Devlet ricalinin gömüldüğü kabristana gömülüp de hayatım boyunca uğraştığım adamlarla ahirette de tepişmek istemem.” _______________________Hazırlayan: Kerim Melleş, www.hikayearsivi.net

  • TÜKENMEYEN PARA

    TÜKENMEYEN PARA[Türk Tarihinden Damlalar] Sultan Aziz, bir gün Sadrazam Keçecizade Fuat Paşa ile devletin maddi sıkıntılarını konuşurken demiş ki: – Ah Fuat, harcamakla bitmeyen bir para olsa da, şu sıkıntılardan kurtulsak! Esprileriyle meşhur Keçecizâde Fuat Paşa cevap vermiş: – Harcamakla tükenmeyen paraya geçmez akçe derler padişahım. Harcanamayacağı için tükenmez. _______________________Hazırlayan: Kerim Melleş, www.hikayearsivi.net

  • NİÇİN AYRILAMIYORUZ?

    NİÇİN AYRILAMIYORUZ?[Türk Tarihinden Damlalar] Sultan Mahmut bir gün İzzet Molla‘ya: – “Molla! Allah, dostluğunuzu kem gözlerden korusun. Yesarîzâde ile hiç birbirinizden ayrılmıyorsunuz. Bu ne sevgidir böyle? diye takılmıştı. Meşhur şair şu cevabı verdi: – “Efendimiz! Yesârîzâde kulunuz yazı yazar. Bendeniz de biraz ders gördüm, okurum. İkimiz yanyana gelince, okur yazar bir adam oluyoruz da onun…

  • YENİÇERİ

    YENİÇERİ[Türk Tarihinden Damlalar] Osmanlı Devleti’nde artık istenmeyen kurum haline gelen Yeniçeri Ocağı ortadan kaldırılınca, Keçecizâde İzzet Molla olay hakkında şu beyti söyler: – Koyup kaldırmadan ikide birde Kazan devrildi, söndürdü Ocağı!” _______________________Hazırlayan: Kerim Melleş, www.hikayearsivi.net

  • HAD BİLDİRMEK

    HAD BİLDİRMEK[Türk Tarihinden Damlalar] İzzet Fuat Paşa, Paris’te Osmanlı askeri ateşesi iken, birisi Sultan Abdülhamid Han aleyhinde bir kitap yazar. Buna canı çok sıkılan Paşa, herifi ilk gördüğü yerde düelloya davet eder. Adam çaresiz daveti kabul eder. Fevkalâde eskrim yapan Keçecizâde Fuat Paşa, adamı bir güzel hırpalar. Kitabı yazan sağ elini kollayıp darbeyi vurur ve…