Duygusal Hikayeler

Gözleri Sihirle Açılan Kız
Sevdaları Yaşamak
Fedakarlığın Böylesi
Dondurmacı Kız
Bir Dost
Balon
Dua
Beyaz Gardenya
  • Anne Ölme Benden Önce

       Daha önce hiç yazmadım bu konuyu, hiç konuşmadım… Korkuyordum birisi duyacak da beni ayıplayacak diye… Küçüktüm, daha çocuktum ve anlayamayacak kadar saftım ayıplanacak kişinin ben değil “babam” olduğunu…    Çocuktum dedim ama çocukluğumdan hatırladığım çocuksu şeyler yok… En eskiye uzandığımda bile hatırım, hep kavgası çıkıyor karşıma annemle babamın… Hep annemi savunan ben çıkıyor karşıma……

  • Bir Bebeğin Yarım Kalmış Günlüğünden

        5 Ekim: Bugün var edildim. Buradayım. Varım. Müthiş bir duygu bu. Var olduğumu henüz annem ve babam bilmiyor.     Bir elma çekirdeğinden bile küçüğüm. Ama ne de olsa, ben benim. Varım ya! Bu bana yetiyor. Henüz bedenim belli belirsiz, yüzüm yok ama, varlığımı ve benliğimi hissedebiliyorum. Bir kız olacağım ve baharda çiçekleri seveceğim.     19 Ekim: Biraz…

  • Önemli Olan Vermektir

        Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yaşam şansı beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevi şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden bağışıklık oluşmuştu.     Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir…

  • Sesine Ve Sözüne Hasret

        Biliyor musun en çok mektuba başlamam gereken hitap şeklinde zorlandım. Bir başlasam sonu gelecekti eminim! Ama sıradan sözcükleri hiç yakıştıramadım sana, yapmacık sözlere konduramadım seni… Sonra sana hiç mektup yazmadığım aklıma geldi, içim burkuldu, canım acıdı…     Bu mektubu sana gurbetten yazıyorum; sesine sözüne hasret, yüzüne hasret, sıcağına hasret gönlümle başlıyorum mektubuma. Seni o kadar çok…

  • Dua

       Loise Redden isimli çok fakir giyimli bir kadın yüzünde bir hüzünle bir manava girer.    Dükkan sahibine mahcup bir şekilde yaklaşır. Kocasının çok hasta olduğunu, çalışamaz duruma düştüğünü ve yedi çocuğu ile birlikte aç kaldıklarını ve yiyeceğe ihtiyaçları olduğunu söyler. John Longhouse isimli manav ona ters bir şekilde bakarak derhal dükkanını terk etmesini ister.    Kadın ailesinin…

  • Kırmızı Araba

       Arkadaşım Gayle dört yıldan bu yana kansere karşı yaşam mücadelesi veriyordu.    Diğer arkadaşlarımla birlikte onu ziyarete gittiğim bir gün çocukluk düşlerimizden söz ediyorduk. Gayle başını pencereye doğru çevirdi. Gözleri çok uzaklarda, sesi sitem dolu “Ben, kumandalı, kırmızı bir oyuncak arabamın olmasını isterdim hep, ama doğum günümde ne istediğimi söylersem; dileğimin gerçekleşmeyeceği korkusuyla hiç kimseye söyleyememiştim…

  • Bayramlık Ayakkabılar

       Feryatlar, ağıtlar ve hıçkırıklar yükseliyordu. Herkes ağlıyor, fakat içlerinden biri diğerlerini bastırıyordu. Onun ağlaması daha bir içli, daha bir yakıcıydı.    Kucağında bir çift ayakkabı vardı. Onları sımsıkı sarıyor ve bir bebek gibi bağrına basıyordu. Sonra kendi kendine konuşuyor,    – Giyemedin yavrum, giyemedin…diyordu acıyla.    Hadiseleri hatırladığıma göre, demek ki çok küçük değildim. Belki dokuz-on yaşlarındaydım, belki…

  • Gönül Kapısı

       19 yüzyılın büyük İngiliz ressamlarından William Holman Hunt’ ın, bir bahçeyi tasvir eden tablosu , Londra Kraliyet Akademisinde sergileniyordu. Hunt’ ın :    “Kâinatin Işığı” adını verdiği bu tabloda : Geceleyin elinde ki fenerle bahçede duran filozof kılıklı bir adam görülüyordu. Adam, serbest kalan eliyle bir kapıyı vuruyor ve içeriden cevap bekler gibi görünüyordu.    Tabloyu tetkik…

  • Çok Geç

       Kaba saba, soluk, yıpranmış giysiler içindeki yaşlı çift, Boston treninden inip utangaç bir tavırla rektör’ün bürosundan içeri girer girmez, sekreter masasından fırlayarak önlerini kesti…    Öyle ya, bunlar gibi ne idüğü belirsiz taşralıların Harvard gibi üniversitede ne işleri olabilirdi?    Adam, yavaşça rektörü görmek istediklerini söyledi. İşte bu imkansızdı..    Rektörün o gün onlara ayıracak saniyesi yoktu..    Yaşlı…

  • Deniz Fenerinin Aşkı

       Bir Denizfeneri..    Okyanusla sonsuza dek komşu. Okyanusun mu ona daha çok ihtiyacı var yoksa, denizfeneri mi okyanus için vazgeçilmez bir sevgili?    Gündüzleri, denizfeneri isyanlarda… Çünkü yanybaşındaki biricik sevgilisi gözlerinin önünde güneşle ihtirasla sevişmekte. Hep gece olsun ister, sevgilisi ona kalsın, yalnız onda bulsun gecedeki renginin güzelliğini… Denizfeneri, küçücüktür okyanusa göre ama güneşin aşkından daha büyüktür…

  • Evliya

       Yaşlı adamın hastalığına çare bulunamayınca, kendisine evliya denilen birinin adresini vermişler. Söylenenlere göre en ağır hastalar o zatın duasıyla iyileşebiliyormuş. İhtiyar adam verilen adresi çaresizlik içinde cebine atıp doktorun yanından ayrıldığında, sokağın köşesinde simit satan 6 – 7 yaşlarındaki bir çocuğa rastladı. Çocuk son derece masum gözlerle kendisine bakıyor ve onu tanıyormuş gibi gülümsüyordu.    Adam,…

  • Bir Dost

    Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın… “Nereden çıktın bu vakitte” dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; “Gözünün dilini” bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı… Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin. Kucaklamalı seni…

  • Jerry

       Jerry, çevresindekilerin cok sevdiği insanlardan biriydi. Keyfi her zaman yerindeydi. Her zaman söyleyecek olumlu bir şey bulurdu. Hatta bazen etrafındakileri çıldırtırdı bile,    – “Bu adam bu halde bile nasıl iyimser olabiliyor?” diye.    Birisi nasıl olduğunu sorsa    – “Bomba gibiyim.”Diye yanıt verirdi hep. “Bomba gibiyim…    – “Jerry doğal bir motivasyoncuydu. Yanındaki insanlardan biri o gün, kötü…

  • Evlilik

       Almitra sözü aldı ve sordu:    – Peki Üstad; evlilik nedir?    Cevap şöyle geldi:    – Siz birliktelik için doğmuşsunuz. Ölüm meleğinin beyaz kanatları sizi ayırana kadar ayrılmayacaksınız. Allah’ın sessiz tanıklığında bile beraber olacaksınız. Ama birlikteliğinizde mesafeler bırakın; bırakın ki, cennetin rüzgârları aranızda dansedebilsin…    Birbirinizi sevin ama, aşk tutsaklığı istemeyin..    Bırakın, aşk, ruhunuzun kıyılarına vuran dalgalar gibi…

  • Sevgi Ve Emek

    Biriktiği gözlenemeyen iki şey vardır: Biri sevgi, diğeri emek. *** Ne kadarını ” hiç bilemez, ölçemezsin sevdaların. Bazen tırnak kadar görünür de dünyalar kadardır. Bazen dünyalar kadar görünür de kesilip atılacak, tırnak kadardır. Ararken ölçüsünü, yitirip gidersin. *** Bittiğini sanırsın da birikmiş kocaman olmuştur kafanda. Yüreğin bağımsız olduğunda bir gün döküverirsin ortalığa. Duyan olsa da…

  • Baba Sevgisi

       Adam yorgun argın eve döndüğünde beş yaşındaki oğlunu kapının önünde kendisini beklerken buldu. Çocuk babasına, saatte ne kadar para kazandığını sordu. Zaten yorgun gelen adam, oğluna “Bu senin işin değil” diyerek karşılık verdi. Çocuk dayattı:    – “Babacığım lütfen bilmek istiyorum” dedi.    Adam: “Bu kadar çok bilmek istiyorsan söyleyeyim, saatte 20 dolar kazanıyorum.”    Bunun üzerine çocuk,…

  • Seni Uyurken Seyrettim

    Sevgili çocuğum, seni uyurken seyretmek, nefes alışını duymak için sessizce odana girdim. Gözlerin kapalı,huzur içindesin. Sarı buklelerin melek yüzünü çerçeveliyor. Bir kaç dakika önce çalışma odamda çalışırken birdenbire içimin sıkıldığını farkettim. Dikkatimi işime veremedim ve bu yüzden sessizce seninle konuşmak üzere odana geldim. Bu sabah, yavaş giyindiğin için sabırsızlanıp,sana söylendim. Yemek fişini kaybettiğin için seni…

  • Anne Şefkati

       – “Bebeğimi görebilir miyim” dedi yeni anne.    Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeğinin minik yüzünü görmek için kundağı açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Anne ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını dondu ve camdan bakmaya başladı. Bebeğin kulakları yoktu…    Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşıldı….

  • Yalnız Adam Ve Kırlangıç

       Karlı bir kış günüymüş…    Yağan kardan üşümüş küçük kırlangıç, yalnız bir adamın penceresinin dışına gelip gagasıyla camı tıkırdatmış, adeta adamın onun içeri girmesine müsaade etmesini istemiş.    Yalnız adam bu isteği görmüş, “olmaz alamam, git başımdan” der gibi kuşu kovalamış, sonra da kendi kendine söylenmiş;”Hıh, camı tıkırdatmakla kendisini içeri alacağımı mı sanıyor acaba..?”    Gecenin ilerleyen saatlerinde…