Amerikan Yardımı (!)
Akif’i Büyük Yapan Meziyet
Bir Yanlışın İzahı
Marks’ın Hayranlığı ve Ağaçlara Verilen Kıymet
Nebiler Sultanı’nın Güzellikleri
Yavuz’un İzinden Gidenler
Bediüzzaman,ın Rızık Hususundaki Hassasiyeti
Şefzade’nin Dolmabahçe Sefası
  • Lavrens’in İtirafı

    Arapları aldatarak Osmanlı Devleti aleyhine kışkırtıp isyana sevkeden İngiliz casusu Lavrence, yardımcıları Nuri Said, Faysal ve Şerif Hüseyin ile birlikte Şam’da Türkleri katlettikten sonra: – “‘Evet onları isyana ben kışkırtmıştım.Ama böylesine vahşice kan dökeceklerini hiç tahmin etmemiştim. Bazı mahalleleri gezerken silahsız Türk askerlerinin nasıl öldürüldüklerine bakamadım; tiksindim bu vahşetten…” diyerek itirafta bulunmuştur.Kaynak: Bardakçı, İlhan; İmparatorluğa…

  • Vicdan Azabı

    Mekke Emiri Şerif Hüseyin, İngilizlerle anlaşarak Osmanlı’yı arkadan vurmuştur ve mükafat olarak da İngilizler tarafından Hicaz Krallığı’na getirilmiştir…Daha sonra Vehhabiler tarafından alaşağı edilerek İngilizlerin himayesinde Kıbrıs’a yerleştirilmiştir. Hastalandığında da oğlu tarafından Amman’a getirilmiştir…Ve günün birinde adet vechile saray bandosunun bahçede konser verirken “İzmir Marşı”nı çalması üzerine, oğlu babasının üzülmemesi için pencereleri kapattırmak isterken baba oldukça…

  • Milletimin Ocağı Yanıyor

    Sultan Vahdeddin Han, ikamet etmekte olduğu Yıldız Sarayı’nın, bir elektrik arızasından dolayı yanmaya başlaması üzerine, orada vazifeli bulunan bekçibaşının hüngür hüngür ağladığını görmüş ve bunun üzerine Sultan Vahdeddin:“Benim milletimin ocağı yanıyor, ben onu düşünüyorum, kendi evim yanmış ne ehemmiyeti var’ demiştir…Kaynak: Mısıroğlu, Kadir; Osmanoğulları’nın Dramı, Sebil Yay., İst/1990, s.97 Hazırlayan: www.hikayearsivi.net | A.Kerim Melleş

  • Acı Hatıralar

       İtalyanlar, Libyayı bizden koparmak için Avrupalı müttefikleriyle siyasi alanda anlaştıktan sonra, bize karşı açacakları savaşın (Trablusgarp Savaşı) masraflarını karşılayacak yeterli hazineleri bulunmamaktaydı…   Buna karşılık Duyun-u Umumiye’ye başvurarak, bu savaşın masraflarını karşılamak için Anadolu’dan toplanan birikmiş paradan beş milyon altın lira çekmişler ve bu bizim paramızla sağladıkları imkanlarla bizim toprağımız olan Libya’yı istilaya başlamışlardır…Kaynak: Bardakçı,…

  • İttihatçıların Akılsızlığı

    Sultan II. Abdülhamid’in dahice bir politika güderek, her hangi bir isyan çıkartmalarını önlemek için Arabistan’ın Hicaz ileri gelenlerini, Şura-yı Devlet üyesi olarak İstanbul’da tuttuğu bilinmektedir…Bunlardan Şerif Hüseyin’in, Mekke’ye emir olmak isteğini defaatla reddetmesine karşılık Ulu Hakan’ın tahttan indirilmesiyle birlikte İttihat ve Terakki yönetimi, Şerif Hüseyin’in bu isteğini yerine getirerek onu emir olarak tayin etmişlerdir. Ve…

  • Milletin Sigorta Lambası

    Tarihçi Reşat Ekrem Koçu’nun, Sultan Vahideddin’in kaderi ile ilgili oldukça orijinal bir değerlendirmesinde : “Mazileri çok temiz olan ve memleketleri felaket girdabına düştükten sonra işbaşına geçen, ağır mesuliyetler yüklenen, yenik milletleri daha fazla çiğnetmemek için nefret edilen galip düşmanlara dostane el uzatmak durumunda kalan o kara bahtlı insanlar, milletlerin tarihlerinde sigorta lambalarına benzerler.Kendilerinin yanması büyük tesislerin…

  • Hacizli Cenaze

    Son Osmanlı Padişahı Sultan VI. Mehmed Vahdeddin Han’a, “Altıncı Mehmed” sözündeki “Altıncı” kelimesinden kinaye olarak “Altın seven adam” manası çıkartılarak ithamlarda bulunulmaktadır…Halbuki Sultan Vahdeddin Han’ın, hayatının tehlikeye girmesinden dolayı memleketinden ayrılmak zorunda kaldığında şahsi mirası mahiyetinde babasından intikal eden bütün serveti beraberinde götürme imkanı varken, dasitani bir namusluluk örneği göstererek bu serveti Hazine-i Hümayun’a gönderdiği…

  • Risale-i Nur’ un Dili

    Merhum Albay Hulusi Yahyagil’in, Barla’da Bediüzzaman Üstadımıza, Risale-i Nur’un dilinin orijinalliği ile alakalı olarak:“Üstadım, sen Türkçe’yi dahi zor konuşuyorsun, bu Risale-i Nur’daki Türkçe nasıl oluyor.?” diye hayretini ifade ettikten sonra Bediüzzaman:“Kardeşim, bir hakaiki imaniye kalbe ihtar edildiği vakit ikiyüz ayat-ı Kuraniye imdadıma koşmak için birbirleriyle yarış ediyorlar. Önce bana lisanı maderzadım (anne lisanım) Kürtçe geliyor….

  • Adalet Kavramının Şumulü

    Osmanlı Devleti’nde adalet kavramı; milliyet, cins, zümre yahut din farklarını aşan çok şümullü bir değer ifade etmektedir.Bu adalet sadece insanlara has değil, kurda, kuşa, toprağa ve suya şamil bulunmakta ve bu yüzden Osmanlı kanunnamelerinde:” ‘… ve ayağı yaramaz beygiri işletmeyeler’ at, katır ve eşek ayağını gözedeler ve semerin göreler ve ağır yük vurmayalar, zira dilsüz…

  • Orta Çağda Temizlik Farkı

        Orta çağda Müslümanların yaşayışları üzerine yapılan bir araştırmada, İslam dünyasındaki kimya sanayii anlatılırken:    “… Sabuncular loncası, en önemli loncalardan biriydi.”    Çünkü Orta Çağ Müslümanları hergün yıkanırlardı ve çamaşırları da sarıkları da her zaman bembeyazdı. Bu bakımdan onlar o çağın diğer ülke insanlarından ayrılırlardı.    1600 yıllarına doğru İspanya’da Engizisyon Mahkemeleri Müslüman İspanyollarla Hristiyan İspanyolları temizliklerine…

  • Batıda Yemek Kültürü

        İsviçre’nin Branderburg Prensi, ziyafete çağırdığı bir derebeyine gönderdiği davetiyenin meşruhat (açıklama) hanesine:    “Eti yedikten sonra kemiği arkaya atmak yok! Yağlı ağzını yenine silmek yok! Tabağı kaldırıp altına tükürmek yok” diye yazmak mecburiyetinde kalmıştır…Kaynak: Ayverdi, Samiha; Bağ Bozumu, Hülbe Yay., İst/1987, s.71 Hazırlayan-Kaynak: www.hikayearsivi.net | A.Kerim Melleş

  • Pis Kokusundan Dolayı Kovulan Elçi

        Veli lakaplı II. Bayezid’in padişahlığı döneminde İstanbul’a, Moskova kralının elçisi sıfatıyla Mihail Plachtneef isimli biri gelmiştir…    Bu adamın, insanı istifra ettirecek kadar pis kokmasından dolayı yıkanması için hamama götürüldüğünde, bu keferenin hayatında hiç hamam görmemiş olup yıkanmak ve çamaşır değiştirmek adetine aşina olmadığı ve kimse ile görüştürülmeden pisliğinden dolayı İstanbul’dan kovulduğu aktarılmaktadır… Kaynak: Murat,…

  • Akif’i Büyük Yapan Meziyet

       Vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy, İstiklal Marşı müsabakasındaki birinciliğinden dolayı kendisine zorla verilen 500 lirayı, fakr u zaruret içinde olmasına rağmen, fakir kadın ve çocuklara bir maişet temin etmek üzere kurulmuş olan “Darü’i Mesa-i “ye bağışlamıştır…   Halbuki İstiklal Marşı kabul edildiğinde, Mehmet Akif’in cebinde, Zonguldak milletvekili Hayri Bey’den borç aldığı iki lirası vardır ve…

  • Hakkı Tesbit

        Ahmet bin Hanbel Hazretlerine: Tehdit altındasın, kalbinle imanında sabit kalarak yalnız dilinle istediklerini söylesen olmaz mı?” dediklerinde, Büyük İmam:    Olmaz. Alimler hakkı söylemekten kaçarsa, cahiller ne yapar? Böyle olursa hakkı tesbit nasıl olur?” cevabını vererek gerçek alimin nasıl olması gerektiğini göstermiştir…Kaynak: Berk, Bekir; Doğu Olayları; Yeni Asya Yay., İst/1991, s.137 Hazırlayan-Kaynak: www.hikayearsivi.net | A.Kerim…

  • Bibliyoman

        18. yüzyıl sonlarında yaşamış ve bugünkü İstanbul Millet Kütüphanesi’nin kurucusu olan Ali Emiri Efendi bir bibliyoman (kitap hastası)dır…    Elinde bulunan güzel bir Arapça kitabın kendisindeki noksan olan ikinci cildini temin etmek için, mevcut olduğunu öğrendiği Yemene tayinini çıkartmak isteyecek kadar kitap hastasıdır…Kaynak: Tevfikoğlu, Dr. Muhtar Ali Emiri Efendi, Kültür Bakanlığı Yay. Ankara/1989, s.51Hazırlayan-Kaynak: www.hikayearsivi.net…

  • Bez Parçası

        İskilipli Atıf Hoca, İstiklal Mahkemesi’nde yargılanırken savcının, dini kıyafetlerden “bez parçası” diye bahsetmesi üzerine Atıf Hoca hiddetli bir şekilde duvarda asılı olan bayrağı gösterip:    “İşte o da bez, hadi indirip yırtsana” diye haykırmıştır… Kaynak: İsmail, Hekimoğlu; Derdimi Seviyorum, cilt-2, Timaş, İst/1988, s.16 Hazırlayan-Kaynak: www.hikayearsivi.net | A.Kerim Melleş

  • Sıfır Neye Derler?

        Daha sonraları Milli Eğitim Bakanı olacak olan zamanın Maarif Müfettişi Hasan Ali Yücel ile Mustafa Kemal arasında bir gece Kayseri’de sofra sohbeti başlayınca Mustafa Kemal Hasan Ali Yücel’e:    – “Bugün lisede sizin mantık kitabınızı karıştırırken, “Matematikte Usul” diye bir bahis gördüm… Demek siz riyaziyeden de anlıyorsunuz…” diye sorunca Hasan Ali Yücel, “Biraz paşam” diye…

  • Yunandan İnsanlık Dersi(!)

        İstiklal Harbi senelerinde, Yunanlıların Ege bölgesini işgal etmesinden sonra İzmir’e gelen Yunan Kralı, civar kasabalardan birini teftiş ederken, şehit edilerek hendeğe atılmış bir sivilin cesedini gördüğünde.     Bu kokmuş ölüyü neden gömmüyorsunuz?” diye sorduğunda, yanındakiler de     – “Halka ibret olsun diye bırakıyoruz” karşılığını vermeleri üzerine bir krala değil, bir cellada bile yakışmayacak şekilde:   …

  • Velkanlı Hoca Mehmed Efendi

        Muş halkının çok sevip saydığı Velkanlı Hoca Mehmed Efendi, “Evinde Kur’an okutuyor” diye şikayet edildiği vakit, dönemin Muş valisi tarafından tüyleri ürperten bir ceza çarptırılmaktadır:    Sırtına bir jandarma bindirilir, sakalından da başka bir jandarma tarafından çektirilmek suretiyle, Muş çarşısında dolaştırılmaktadır…Kaynak: Apuhan, R. Şükrü: Batı’nın Darağacında İsyan, Timaş, İst/1989, s.44

  • Nasipsiz Ahmak

        Necip Fazıl Kısakürek merhuma bir gün ihtiyar bir gazeteci:    – “İslamiyet deyince burnuma ayak kokusu gelir” deyince,    Senin o burnuna gelen, İslamiyet’in değil; kendi ciğerinin pis kokusudur. Sen, bir mücerredi, bir müşahhastan ayıramayan ahmaksın!” diye cevap vermiştir…Kaynak: Kısakürek, Necip Fazıl; 1001 Çerçeve, Toker Yay. İst/1968