Minarenin Boyu
Tamamen Gavur Olmaktansa
Şekerle İnkarın Muzla İflası
En Akıllı(!) Hakem
Kazana Bak Kazana…
Kaç Hamsi Orucu Bozar?
Tavsiye
Güzel ile Ahmak
  • Para Değişikliği

        Halk arasında “Para adamı değiştirir.” diye bir söz vardır ya…    Adamın biri borçlarını ödeyemeyecek kadar fakirdi. Bunun için de borçlarını vadesi içinde ödeyememiş ve etrafta bu özelliğiyle meşhur olmuştur.    Zaman içinde adamın nasibi açılır ve zenginleşir. Bununla birlikte borç ödemedeki eski hali aynen devam eder. Bir arkadaşı ona sorar:    – Sen eskiden borcunu zamanında…

  • Eldeki Nimetin Kıymetsizliği

        Adamın biri çocukluğundan beri yaşadığı, içinde büyüdüğü, babadan kalma çiftliğini satıyordu. Bir emlakçıyla anlaştı ve işi verdi.    Ertesi gün gazetede ilan sayfalarını karıştırırken, kendi çiftliğinin ilanını gördü. Emlakçı çiftliğin özelliklerini bir güzel sıralamıştı. Bunları okuyunca hemen telefona sarıldı:    – Alooo, emlakçı Mahmut mu?    – (…)    – Kardeşim, dün sana satman için verdiğim çiftlik vardı…

  • İngiliz Dostu Yamyamlar

        İngilizler ilk defa Avustralya’ya çıkıyorlar. Medeniyet adına yüz akıyla milyonlarca insan kanı döken bu yiğitler, yine de insan eti yiyen yamyamların varlığından ürküyorlar. Önce ilk karşılarına çıkan yerlilerle işaret yoluyla sohbete dalarlar. Sonra da sıra asıl merak ettikleri soruya gelir:    – Sizin buralarda insan eti yiyen kimseler var mı?    – Niçin sordunuz?    – Biz…

  • Böyle Tekneye Böyle Yem

        Avcılar kulübünde atışların en hararetli yerinde eski bir avcı eline sazı almış yüksek perdeden çalıyordu:    – Şimdi bizim buralarda balıkçı mı var? Biz gençken okyanuslarda şehir büyüklüğünde gemilerle balık avlardık. Onlara “yüzen şehir” derlerdi; içinde en az bine yakın balıkçıydık. Hepsi dalyan gibi çocuklar, peeee! Ne günlerdi onlar…    Genç bir balıkçı sordu:    – O…

  • Yiğit Arkadan Vurmaz

        Atıcılardan biri yine becerilerini sergilemektedir;    – O gün iki geyik vurmuştum, fazlası fazla dedim, yola koyuldum. Fakat birden ne göreyim, hemen önümden bir arslan yürüyor, manda kadar mübarek. Hemen tüfeği indirdim, arkasından naramı attım, heybetle bana döndü, göz göze gelmiştik. Tam bana doğru havalanmıştı ki, tek kurşunla, tam alnının ortasından yapıştırdım.    Biri sorar;    –…

  • Tavşanlara Yem Olmak

        Ormanlık arazide av yasağı vardı. Memurlar ormanda devriye gezerlerken, avladığı dört tavşanla dönmekte olan küstah avcıyı yakalarlar. Memur sorar:    – Bunlar ne?    – Tabii ki tavşan! Ne olduklarını bilmez gibi ne soruyorsun?    – Peki, buradaki “Avlanmak Yasaktır” tabelasını görmedin mi?    – Gördüm tabii,,, Kör mü zannettin yoksa?    – Buna rağmen niye avlandın öyleyse?    –…

  • Sağlam İş

        Ahmağın biri şehre gidiyordu. Kendisine, şehre götürmesi için on tane eşek emanet eder ve derler ki:    – Birine biner, diğerlerini sürer, böylece rahatça şehre ulaşırsın. Aman dikkat et, sakın kaybolmasınlar.    Yolda giderken, bir ara aklına bunları saymak gelir. Sayar, bakar ki, dokuz tane… Tekrar tekrar sayar, netice aynı. Bu kez bindiği eşekten iner ve…

  • Desene Onu Bana

        Memleketi bir dullar, yetimler, zavalılar, cahiller yurdu haline getiren Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı ve son olarak İstiklal Savaşı’nın bittiği yıllardır… Bir Karadeniz köyünde halk arasında “boşluk doldurma kabilinden” hoca olan bir zat, köylünün her gelen mektubunu okurmuş…                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                            Aslında köylünün mektupta kullanacağı üslup bellidir; geleni tanıyorsan, kimin nesi olduğunu da biliyorsan… Mektup ya…

  • Yularsız Gidenler

        Cahilin biri rüyasında şeytanı görür; bakar ki, elinde bir sürü yular var. Üzerlerinde de, rüşvet, para, kadın, makam, hırs, kibir… Hatta korku, kapris, özenti gibi markalar vardır. Sorar:    – Bunlar da nedir, ne işe yarar?    Bunlar, emrime sokmak istediğim kimselere hazırladığım tuzaklarımdır. Bir yolunu bulur ve kendime uydururum.    Adam merakla,    – Ne olur, söylesene,…

  • Ayırmada Usul

        Adamın biri dünyanın çeşitli yerlerindeki garipliklerden bahsetmektedir:    – Sudan memleketlerinde öyle yerler vardır ki, orada insanların tamamı elbisenin ne olduğunu bilmezler ve giymezler…    Orada bulunanlardan safdil biri hemen atılıp sorar:    – Yaaa, peki oralarda kadınla erkek birbirinden nasıl ayırt edilir?Bölüm:Cahiller ve Ahmaklarla İlgili HikayelerKaynaklar: Tarihi Öyküler(Ebubekir Subaşı)-Timaş Yay.Hazırlayan: KuTuL KuLuB/ www.hikayearsivi.net

  • En Akıllı(!) Hakem

        İki cahil, yol arakadaşı olmuş gidiyorlardı. Biri dedi ki:    – Böyle susmakla yollar, çöller bitip tükenmez; konuşarak gidelim.    – Ne konuşalım.    – Ne biliyorsak…    – Ama ben bir şey bilmiyorum, senin de benden farkın yok!..    – O zaman hayal kuralım. Önce sen başla.    – Tamam; benim ovaları dolduracak kadar koyunlarım olsa…    Bu başlangıçtan sonra…

  • Her Seviyenin Edebiyatı Başka

        Eskiden köylü bir genç edebiyat eğitimi için uzak bir şehre gider. Birkaç sene sonra kendi kendine “Artık olacağım kadar oldum, köyüme döneyim.” diye düşünür. Ancak şu yönüyle daha olgunlaşmamıştı: O edebiyatı; her yer ve zamanda gösterişli, ince ve derin manalı kibar sözler söylemek olarak anlamıştı. Ona göre bir köylünün edebiyatı zaten olamazdı.    Bineğine binerek…

  • Lügat Ne Zaman Değerlidir

        Lügat ilminde payı olan bir kahraman bütün heybet ve ihtişamıyla bir gemiye biner. Kendini çok beğenmiş alim, büyüklüğünü geminin en önemli adamı olan kaptanına da bildirmek ister:    – Kaptan, sen lügat ilmi bilir misin?    – Hayır, anlamam.    Alim hükmünü verir:    – Gitti ömrünün yarısı!..    Kaptan sesini çıkarmadan işine devam eder, dümenini ustalıkla kullanır. Denizde…

  • Yaşanmış Bir Temel Olayı

        Antep’te 23. Sınır Jandarma tugayı, 1989’da bir Kara Kuvvetleri Tugayı olarak hizmet verecekti. Bu sırada Jandarma personeli gidip, Karacı personel geldiğinden, asker ve asteğmenlerden başka kimse kimseyi daha tanımıyordu. Bu karışıklıkta Havan Bölüğünden Hüdayi adında bir erin babasının vefat ettiğine dair telgraf gelmişti. Bölük komutanı Samsunlu Asteğmen, Temel’i çağırarak bu ere acı haberi uygun…

  • Büyüdükçe Tılsım Bozuluyor

        Gariptir ama; adamın birinin Öküz’müş. Bir gün karısına der ki:    – Yahu karı, ben bu Öküz adından bıktım; köye dışarıdan gelenler karşısında mahcup oluyorum, ne yapsak da şunu değiştirsek…    Kadıncağız kocasına akıl verir:    – Herif, sen köyün ileri gelenlerini bir gün topla, ben onlara güzel bir yemek vereyim; onlar da karar alarak sana yeni…

  • Yazdığını Okuyan Arzuhalci

        Adamın biri arzuhalciye gelerek bir dilekçe yazdırmak ister; ancak arzuhalci o gün ayağının aksadığını bahane ederek, yazamayacağını, çünkü yürüyecek halinin olmadığını söyler. Adam hayretle sorar:    – Canım, sen sanki ayağınla mı yazı yazıyorsun?    Arzuhalci kendine has üslupla cevap verir:    – Tabii ki elimle… Ama bu civarda benim yazımı okuyabilecek biri kolay kolay bulunamadığından, kendi…

  • İngiliz Kültürü

        Temel İngiltere’den döner. Arkadaşları merakla etrafında toplanırlar. İçlerinden biri sorar:    – Ola, orada çok zorluk çektun mi, senin İnciluzcen zayiftur daa?    Temel bilgiç bir tavırla cevap verir:    – Yok canum, yok… Asıl onlar beni anlamakta zorluk çektiler.    Peçi, onlar nasiturlar, pilkileri var mitur?    Temel oraları iyi keşfetmiştir, cevapta zorlanmaz:    – Hakkini soylesek vardur; çünçüm…

  • Kendi Kendine Şahit Ahmak

        Adamın biri oturmuş mektup yazmakta, biri de söz de ona belli etmeden yazdıklarını okumaktadır. Yazan adam bunu fark edince üslubunu değiştirir ve şöyle devam eder:    – Sana bir de sırrımı yazacaktım, ama ahmağın biri yanıma oturmuş yazdıklarımı okuyor, bunun için vazgeçtim.    Söz adresini bulmuştur; meraklı birden gözlerini çeker ve şöyle der:    – Kardeşim, sen…

  • Dört İkiye İnmez Ama…

        Zevzeğin biri Hoca’ya takılır:    – Hoca hoca, senin keramet sahibi biri olduğunu söyleyenler var. Eğer öyle ise benim şu eşeğin ayaklarını ikiye indir bakalım!…    Hocanın ahmaklara vereceği cevap her zaman hazırdır:    – Benim o kadar kerametim yoktur; ama istersen seninkileri dörde çıkarayım, ne dersin?Bölüm:Cahiller ve Ahmaklarla İlgili HikayelerKaynaklar: Tarihi Öyküler(Ebubekir Subaşı)-Timaş Yay.Hazırlayan: KuTuL KuLuB/…