Balık
Balon
Yol Ayrımı
Cennet’e Özlem
Ada
Sahil
Mehmed’in Dönüşü
Ümit Taşı
  • Romantik Kaptan

        Çek-Senet mafyasında kullanılan kartvizitlerde “Ben sizi bulurum!” yazarmış. Yani:     “Nereye kaçarsanız kaçın, tepenizde biterim!.”    Başa gelen musibetler de öyle.    İster denizde olun ister havada, o sizi bulur, asla gecikmeden.    Üniversite yıllarımda, derslerin ağırlığından ve İstanbul’un gürültüsünden biraz olsun uzaklaşmak niyetiyle, bazen annem ve yengem de dahil olmak üzere, aile fertleriyle balığa çıkar, bunun için de ya Kumkapı’dan, ya…

  • Eli Sopalı

        Okul hayatım 1955 yılında, Adapazarı’ndaki “Sabiha Hanım İlkokulu” adı ile bilinen taş duvarlı, ahşap döşemeli ve küf kokulu bir binada başladı. Rahmetli annem ve babam, beni şefkatli öğretmenlerin ellerine teslim etmenin rahatlığıyla bırakıp gittiklerinde, bir köşeye çekilip sessizce ağlamıştım. Daha sonra ki günlerde, döktüğüm bu gözyaşlarının hiç de boş olmadığını anladım. Çünkü o güne kadar…

  • Sahil

        Göz alabildiğine uzanan bir sahilde, irili ufaklı sayısız çakıl taşı vardı. Denizin durgun ve havanın kapalı olduğu zamanlarda, bu taşlardan hiç bir ses duyulmazdı. Sadece martıların çığlıkları ve arada bir uzaktan geçen yolcu gemilerinin sesi yankılanırdı. Ama deniz coşup da dalgalar yükselince, neşeleri gelirdi çakılların. İliklerine kadar ıslanıp titremelerine rağmen, şikayet etmezlerdi durumlarından. Çünkü denizin…

  • Limon Ağacı

        Zengin bir iş adamının bahçesinde, yan yana dikilen iki limon ağacı vardı. Bu ağaçlar baharda çiçeklenir ve bütün çevreyi mis gibi kokulara boğardı. Esasında bir çok çiçek daha açardı. Ama insanlar, kışın sona erdiğini limonlardan öğrenir ve hapsedildikleri apartmanlardan çıkma zamanlarının geldiğini anlarlardı.    Limon ağaçlarından biri diğerine göre biraz daha cılız ve şekilsizdi. Bu yüzden büyük…

  • Ortak Noktalar

        Zengin sanayici, ihracat bağlantısı için gittiği bir Uzak Doğu ülkesinin en lüks lokantasında yemek yerken, kulağına çarpan sesle irkildi. Biraz ilerde oturan şişman bir adam, yarım yamalak İngilizcesi ile şef garsona yaptığı siparişten sonra, Turkçe bir şeyler söyleyip gülmüştü. Hemen yerinden fırlayıp onun yanına gitti ve büyük bir heyecanla:    – Afiyet olsun! dedi. Yanılmıyorsam Türksünüz değil…

  • Mühendis

        Genç mühendis, işe yeni başladığı şirketteki ilk toplantısına katıldığında, masa üzerindeki bir gazeteye göz atıp aniden yerinden fırladı ve “eyvah mahvoldum!.” Gibilerinden bir şeyler söyleyip koşar adımlarla odasına girdikten sonra, kapısını da arkadan kilitledi.    Bir anda, buz gibi bir hava esti içeride.    Şirket sahibi, babacan bir insandı. Toplantıyı bir bıçak gibi kesip:    – Bu işte bir bit yeniği…

  • Dua Evinden Hatıralar – 2

        Hayatın içinden, adlı kitabımın birinci cildinde, rahmetli anneannemin tek bir duasıyla, bir asistanın asla satın alamayacağı “pejo” marka bir arabaya nasıl sahip olduğumu anlatmıştım.    Anneannemin duası o kadarla kalmamış ve arabanın satılmasıyla önce küçük bir arsayı, arasının satılmasıyla da Hereke’deki bir yalıyı meyve vermişti. “Dua Evi” adını verdiğimiz bu yazlığımız, denize üç metre uzaklıktaydı ve balkonundan…

  • Namaz

        Adam, bineceği otobüsün kalkmasına bir saatten fazla bir süre olduğu için, terminalin yarı aydınlık koridorlarını arşınlıyordu. Ellerini yıkamak üzere biraz ilerideki mescide yanaştığında, iş tulumları giymiş bir genç ona doğru gelerek:    – Herhalde namaz kılacaksınız!. dedi. Abdest alma yerimiz de mevcuttur.    Adam, elindeki sigaranın külünü delikanlının ayakları dibine silkelerken:    – Sen herhalde görevlisin!. diye diklendi. Ne iş yaparsın…

  • Anne Gözünden – Pembe GÖZLÜK –

        Küçük kız, kendini bildiği günden beri annesinden büyük bir şefkat görmüş ve ondan duyduğu sözlerle, pamuk prensesten daha güzel olduğuna inanmıştı. Ona göre nur yüzlü ve badem gözlüydü. Bir tanecik yavrusuydu her zaman. Ama ilk okula başladığında, isler değişti. Arkadaşları, onun hiç de güzel olmadığına, hatta çirkin bile sayılacağını söylemekteydi.    Küçük kız, ilk önceleri onlara inanmadı….

  • Uçan Ayakkabılar

        Delikanlı, ayakkabı fabrikasında bölüm şefi olmuş ve aylığına yüklü bir zam yapıldığı için, evlilik hazırlıklarında bulunmak üzere yeni bir daireye taşınmıştı. İki aydır burada oturmasına ve bazı günler defalarca içeri girip çıkmasına rağmen, komşular onu görmezden gelmişti. Ama zemin katta rastladığı çocuk farklıydı. Delikanlı, evden her çıkışında onu aynı pencerede buluyor ve gülümseyen gözlerle el…

  • Ümit Taşı

        Küçük çocuk, deniz kenarında gördüğü yassı bir taşın güzelliğine hayran olmuştu. Mutlaka bir mücevherdi bulduğu. Şekli de bir insan kalbi gibiydi. Üstelik de parıl parıl parlamaktaydı.    Çocuk, taşı avuçlayıp evine koştu. Ve onu büyük bir heyecanla babasına uzattı. Adam, yavrusunun soğuktan morarmış avucundaki taşın, birbirine sürtüldüğünde kıvılcım çıkartan bir çakmak taşı olduğunu hemen anladı. Fakat bunu…

  • İkinci Grup Sorular

        Adamın biri, genç yaşta ölüvermiş. Yakınları, onu en kısa yoldan mezara koyduktan sonra, arkalarına bile bakmadan uzaklaşmışlar. Biraz sonra iki melek görünmüş ve hoş mu yoksa boş mu geldiğini anlamak için, adamı sorgulamaya başlamışlar.     Melekler:     “Bundan sonraki durumun, vereceğin cevaplara bağlı!.. demişler. Hazırsan başlıyoruz.”     Adam, televizyondaki yarışma programlarına hiç katılmamış olmasına rağmen, onları ekran başından…

  • Yetim Sofrası

        Genç adam, bir eczanede kalfa olarak işe girmiş, tatlı dili ve çalışkanlığıyla kısa sürede göz doldurmuştu. İstenen ilaçları son hızla hazırlarken, bir yandan da müşteriyle sohbet ederdi. Gelenler hep keyifsiz insanlardı. Fakat kalfa mutlaka bir ortak nokta buluyor ve onlarla arkadaşlık kuruyordu. Orta yaşlı bir hanım olan eczacı, kalfasından son derece memnundu. Bu yüzden de…

  • Dokunuş

        Haşir meydanındaki insanlar, ebed ülkesine uçmak için sabırsızlanıyordu. Peygamberler, şehitler ve büyük veliler için, herhangi bir zorluk yoktu. Ancak diğerleri, “elli bin sene sürer” denilen bu yolu, dünyadaki hayatlarının karşılığı olan bir vasıta ile asmak durumundaydı. Her insan, sevap ve günahlarını oraya döküp ince hesaplar yaparken, sermayeleri yetmeyen bazı gençler bir araya geldiler ve kendilerine…

  • Yaşgünü Hediyesi

        Genç adam bir cadde boyunca ilerlerken, ruhunu okşayan bir kokuyla irkildi. Sonbahar çoktan bitmiş, mevsim kışa dönmüştü. Bu yüzden de ağaçlardan bir koku yükselmezdi. Elbette ki aylar önce ölen çiçeklerden de…    Adam, hafızasının en ücra köşelerinden gelen bir sinyalle, kendisini bir anda çocukluk yıllarına döndüren bu esintiyi daha iyi hissedebilmek için, derin bir nefes aldı. Duyduğu…

  • Balık

        Delikanlı, babasının hızla kilo kaybettiğini fark etmiş ve bu durumdan korkmaya başlamıştı.    Yaşlı adam, onun için bir arkadaş gibiydi. Çeyrek asra yaklaşan beraberlikleri sırasında onu her zaman yanında bulmuş, bütün sırlarını ona açmış ve hiç kırmadan hizmetini görmüştü. Bu yüzden de evlenmeye yanaşmıyordu.    Zaman “Ahir zaman” olduğu için, alacağı kız, belki de babasıyla geçinemezdi. Oysa ki hayatları,…

  • Fetih

        Dağcılar, yüksek bir dağın zirvesine tırmanmak üzere, altı kişilik bir ekiple yola koyulmuşlardı. Grubun lideri, ülkedeki bütün dağcıların aynı hedefe ulaşmak için can attığını ve bu işin çok zor olacağını biliyordu. Bu yüzden de, zirveye doğru yapılacak tırmanıştan önce, adamlarını dinlendirmek istedi. Dağın orta yerinde, çobanlıkla geçinen üç beş ailenin yaşadığı bir yayla vardı. Ve…

  • Bir Şey

        Yaşlı adam, şehir içindeki bir sokakta ağır adımlarla yürüyor, ara sıra dinlenip tekrar ilerliyordu. Gençlik yıllarında tamamen düz zannettiği bu yolun hafif bir yokuş olduğunu son yıllarda anlamış, ihtiyarlığı bu yüzden kabul etmişti.    Adamcağız, biraz sonra aniden durdu. Gözleri, bir tekerlekli sandalyeyi itmeye çalışan küçük bir kıza takılmıştı. Hem de bayır yukarı.    İhtiyar adama göre, sandalyenin boş…

  • Hayal Yıldızı

        Küçük çocuk, üç gün önce başlayan yaz tatilinin keyfini çıkartmaya çalışıyor ve okul dönemindeki uyku saatini geçirmiş olmasına rağmen, yatağı üzerinde oynuyordu. Baş ucundaki pencerenin hemen önünde bulunan kiraz ağacının hafif bir meltemle sallanan dalları, gün boyunca verdikleri yetmezmiş gibi, en tatlı meyvelerini ona doğru uzatmak için camı tıklattığında, o dalların arkasında bir yıldız gördü….

  • Çalınan Rüyalar

        Sınıf öğretmeni, çocukların uykuları üzerine bir araştırma yapıyordu. Rüya görmenin insan ruhunu ne kadar rahatlattığını ve onlar için ne kadar gerekli olduğunu belirttikten sonra:    – Söyleyin bakalım!. dedi. Bu gece ne gördünüz?    Çocuklar, tek tek el kaldırarak rüyalarını anlatmaya başladılar. O haftaki rüyaların bir çoğu, üç gün önce meydana gelen bir uçak kazası ile ilgiliydi. Bir de,…