Resimli Hikayeler – Mehmet’in Kınalı Şehadeti: Çanakkale Destanı
MEHMET'İN KINALI ŞEHADETİ: ÇANAKKALE DESTANI
Yıl 1915... Anadolu'nun bağrı yanık bir köyünde, rüzgar o sabah bir başka esiyordu. Çanakkale'den gelen haberler yürekleri dağlıyor, vatan toprağı evlatlarını çağırıyordu. Köyün delikanlısı, henüz on beş bahar görmüş Mehmet, gözlerinde vatan ateşiyle annesinin karşısına dikildi. 'Ana,' dedi, sesi titreyerek ama kararlı, 'Vatan namustur, ezan susmaz, bayrak inmez diyordun ya hep... Suna bak, sıra bende. Akranlarım cepheye gidiyor, ben nasıl kalırım?' Annesi Hatice Nine, oğlunun yüzüne baktı, boğazında bir yumru düğümlendi. Şehit babasının kılıcını duvarda süzdü. Evladını kurban etme vakti gelmişti. 'Git oğlum,' dedi, 'Git ve bu vatanı canın pahasına savun. Eğer dönebilirsen, seninle gurur duyarım. Eğer dönemezsen, bil ki vatan sağ olsun!'
O gece, köy meydanında bir ateş yakıldı. Mehmet'in ellerine kına yakılacaktı. Bu kına, sadece bir gelenek değil, bir adanmışlık, bir kurban edilme nişanesiydi. Hatice Nine, oğlunun sağ avucuna kınayı yoğururken, gözyaşları kınanın rengine karıştı. 'Bu kına,' dedi, 'Vatan toprağının rengidir. Senin canın, bu toprağa feda olsun diye yakıyorum. Git ve vatana kurban ol!' Mehmet, kınayı kokladı, yüreği vatan sevgisiyle doldu. Artık o, Kınalı Mehmet'ti. Babasından kalan köstekli saati cebine yerleştirdi, çantasını sırtına aldı. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, köyden ayrıldı. Arkasında gözü yaşlı ama gururlu bir anne, önünde ise vatanın savunması için Çanakkale vardı.
Günler süren yolculuğun ardından, Mehmet Çanakkale cephesine ulaştı. Burası, vatanın kalbinin attığı yerdi. Gökten mermi yağıyor, top sesleri kulakları tırmalıyordu. Mehmet, siperlere girdiğinde, yüreği ağzına geldi. Yanında, kendisi gibi gencecik arkadaşları vardı. Hepsi birer Kınalı Mehmet'ti. Komutanları, 'Evlatlarım,' dedi, 'Burası son kale, burası namus sancağı. Düşman geçmeyecek, biz buradayız!' Mehmet, silahını kavradı, kınayı avucuna sıkıştırdı. İlk mermisini sürdü. Korkmuyordu artık, sadece vatanını koruma arzusuyla yanıp tutuşuyordu. Cephedeki ilk gecesi, top sesleri ve mermi ıslıkları eşliğinde geçti. Vatanın savunması, onun için artık bir görev değil, bir onurdu.
Siperler, sadece birer savunma hattı değil, birer kardeşlik mekanıydı. Mehmet, yanındaki arkadaşları Ahmet ve Hasan ile siperde omuz omuza verdi. Birbirlerine destek oluyor, mermi yağmuru altında vatan türküsü söylüyorlardı. Ahmet, 'Memleketimin kokusunu özledim,' dedi, sesi titreyerek. Mehmet, 'Bizim kokumuz vatan toprağı,' dedi, 'Vatan sağ olsun, gerisi teferruat.' Bir gün, düşman mermisi sipere düştü. Hasan, ağır yaralandı. Mehmet ve Ahmet, arkadaşlarına yardım etmek için seferber oldular. Hasan, 'Vatanı koruyun,' diye fısıldadı, son nefesinde. Mehmet ve Ahmet, arkadaşlarının gözlerini kapattılar, silahlarını daha sıkı kavradılar. Artık sadece vatanı değil, Hasan'ın intikamını da alacaklardı.
Günler, haftalar geçti. Çanakkale'de savaşın şiddeti her geçen gün artıyordu. Düşman, mermi yağmuru altında siperleri ele geçirmek için saldırıya geçti. Mehmet ve arkadaşları, sipere düşen mermilere göğüs gerdiler. Silah sesleri, patlamalar, bağırtılar... Mehmet, siperden fırladı, elinde süngüyle düşmana saldırdı. 'Allah Allah!' sesleri yükseldi. Düşman, geri çekilmek zorunda kaldı. Mehmet, sipere geri döndüğünde, komutanı onu kucakladı. 'Aferin Kınalı Mehmet,' dedi, 'Vatan seninle gurur duyuyor.' Mehmet, kınayı avucuna sıkıştırdı. Artık o, cephenin en cesur askerlerinden biriydi. Vatanın savunması için canını feda etmeye hazırdı.
Çanakkale cephesinde, son bir saldırıya hazırlanan düşman, top sesleri ve mermi yağmuru altında siperlere yüklendi. Mehmet, siperden fırladı, arkadaşlarıyla birlikte düşmana karşı koydu. Elinde tüfek, gözünde vatan ateşi... Bir mermi, Mehmet'in göğsüne isabet etti. Mehmet, vatan toprağına düştü. Kınası, vatan toprağının rengine karıştı. Son nefesinde, 'Vatan sağ olsun,' diye fısıldadı. Cebindeki köstekli saat, vatan toprağının üzerine düştü. Mehmet, şehitlik mertebesine ulaştı. Vatanın savunması için canını feda eden Kınalı Mehmet, artık vatan toprağının bir parçasıydı.
Mehmet, vatan toprağına düştüğünde, ruhu göğe yükseldi. Şehadet şerbetini içen Mehmet, cennetin kapılarını araladı. Etrafında, kendisi gibi gencecik şehit arkadaşları vardı. Hepsi birer Kınalı Mehmet'ti. Peygamber efendimiz, onları kucakladı. 'Hoş geldiniz, vatanın kahraman evlatları,' dedi. Mehmet, cennetin güzellikleri karşısında hayran kaldı. Artık acı yok, korku yok, sadece huzur ve mutluluk vardı. Mehmet, şehitlik mertebesine ulaşmanın gururunu yaşadı. Vatanın savunması için canını feda eden Kınalı Mehmet, artık cennetin en güzel köşelerinden birindeydi.
Mehmet'in şehit haberi, köyüne ulaştı. Hatice Nine, haberi duyduğunda, yüreği dağlandı. Gözyaşları, sel olup aktı. 'Oğlum,' dedi, sesi titreyerek, 'Vatanı koruyun, dönebilirsen seninle gurur duyarım diyordum ya... Sen vatanı korudun, ama dönmedin.' Hatice Nine, oğlunun kınasını kokladı, köstekli saatini göğsüne bastırdı. Köylüler, Hatice Nine'yi teselli etmeye çalıştılar. 'Hatice Nine,' dediler, 'Senin oğlun şehit oldu, vatanın kahraman evladı oldu.' Hatice Nine, oğlunun şehitlik mertebesine ulaşmasının gururunu yaşadı. Vatanın savunması için canını feda eden Kınalı Mehmet, artık vatanın en güzel türkülerinden biriydi.
Çanakkale cephesinde, Kınalı Mehmetlerin destanı yazıldı. Düşman, mermi yağmuru altında siperleri geçemedi. Vatanın savunması, Kınalı Mehmetlerin canı pahasına sağlandı. Çanakkale'de, düşman geçmedi, vatan sağ kaldı. Çanakkale savaşı, vatan sevgisinin, şehadet mertebesinin en güzel örneği oldu. Kınalı Mehmetler, Çanakkale'de, vatanın savunması için canlarını feda ettiler, ama vatanı geçilmez kıldılar. Çanakkale savaşı, Kınalı Mehmetlerin destanı olarak tarihe geçti.
Çanakkale savaşından yıllar sonra, vatan toprağı, şehitlerin ruhuyla dolup taştı. Kınalı Mehmetler, Çanakkale'de, vatanın savunması için canlarını feda ettiler, ama vatanı geçilmez kıldılar. Çanakkale savaşı, Kınalı Mehmetlerin destanı olarak tarihe geçti. Vatan toprağı, şehitlerin kanıyla sulandı, ruhuyla şereflendi. Kınalı Mehmetler, Çanakkale'de, vatanın savunması için canlarını feda ettiler, ama vatanı sonsuza kadar geçilmez kıldılar. Şehitlerin ruhu, vatan toprağında sonsuza kadar yaşayacak.

BU HİKAYEYİ OKUYANLAR ŞUNLARI DA OKUDU