• 9. HADİS: KAMU MALINI HAKSIZ YERE KULLANMAK

    9. HADİS: KAMU MALINI HAKSIZ YERE KULLANMAK[100 HADİS – 100 HİKÂYE] 9.NOLU HADİS: KAMU MALINI HAKSIZ YERE KULLANMAK Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre şöyle dedi: Adamın biri Mid’am isimli bir köleyi Resûlullah’a hediye etti. Mid’am Resûlullah’ın (hayvanının) palanını indirirken ansızın bir ok gelip onu öldürdü. Bunun üzerine halk; – Ona cennet mübarek olsun dediler….

  • MAKBER VE ÖLÜ

    MAKBER VE ÖLÜ[Hazır Cevaplar Espriler] Yahya Kemal, Abdülhak Hamid’in “Makber” isimli meşhur eserini beğenmezdi. Hâmit, Makber’den sonra “Ölü” adında bir eser daha yayınlayınca bunun üzerine Beyatlı şöyle dedi: – “Anlaşılan Hâmit, Makber’de Fatma Hanım’ı tam öldürdüğüne inanmamış ki “Ölü” ile bu işi tamamlamak istedi.” ________________________Hazırlayan: Kerim Melleş, www.hikayearsivi.net

  • ÖLÜMSÜZ ESER KİMİN?

    ÖLÜMSÜZ ESER KİMİN?[Hazır Cevaplar Espriler] “Şair Evlenmesi” isimli tiyatro eserini yazmış olan İbrahim Şinasi, bir bayramda Mustafa Reşit Paşa’yı ziyarete gitmişti. Tanınmış edebiyatçıyı sevgiyle karşılayan sadrazam: – Buyurunuz, ölümsüz eserlerin muharriri, diye iltifat etmiş. Şinasi boynunu bükerek: Efendimiz dururken, ölümsüz eserler yazmak ne haddimize? demiş. Paşa hayretle sormuş: – Ben mi ölümsüz eserler yazmışım, nerde…

  • TELİFAT MI, TELEFAT MI?

    TELİFAT MI, TELEFAT MI?[Hazır Cevaplar Espriler] İbnülemin Mahmut Kemal’in “Son Sadrazamlar” isimli eseri 1940’lı yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı yayınları arasında basılmaya karar alınmıştı. Ancak kağıt yokluğundan eserin basımına bir süre ara verilmişti. Oldukça titiz ve duyarlı bir mizaca sahip olan İbnülemin’in, bu gecikmeye canı sıkılır. Eseri bastıran zamanın Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’e şu…

  • DEVE DİKENİ

    DEVE DİKENİ[Aşk Hikayeleri] Tolstoy Hacı Murat isimli romanını yazmaya, bir yaz günü, tarlaların içinden evine dönerken karar verir. Tarladan geçerken birbirinden güzel çiçeklerden bir demet yapar kendine. Yürürken yol boyunca uzayan hendeğin dibinde bir deve dikeni görür. Onu alıp çiçek demetinin ortasına yerleştirmek geçer içinden: “Hendeğe indim, çiçeğin ortasından tatlı tatlı, tembel tembel uyuklayan tüylü…

  • Sarayda İftar

    Harun Reşid dindar bir hükümdardı. Çok sevdiği Behlül-ü Dana isimli bir Allah dostu ile kardeş gibiydi. Bir  Ramazan günü Behlül-ü Dana’ya tembih etti:– Camide akşam namazını kılan herkesi iftara davet et. Akşam oldu, namaz kılındı, namazdan sonra Behlül 5-10 kişilik bir grupla çıka geldi. Harun Reşid şaşırdı: – Behlül bunlar kim? Ben sana namaza gelen herkesi saraya…

  • Bir Köftenin Yolculuğu

       Ben leziz bir köfteyim. Aslında ‘ben’ değil, ‘biz’ demem lâzım; çünkü yağ, karbonhidrat, protein ve vitamin ihtiva eden bir besin maddesiyim. İnsanlar -bilhassa çocuklar- beni çok sever.   Yeni pişirildim ve tabakta bekliyorum. O da ne! Dört sivri ucu olan bir metal, tam göğsüme batırıldı ve beni kapısı açılıp kapanan, hareketli bir odaya attı. Bu…

  • Pis Kokusundan Dolayı Kovulan Elçi

        Veli lakaplı II. Bayezid’in padişahlığı döneminde İstanbul’a, Moskova kralının elçisi sıfatıyla Mihail Plachtneef isimli biri gelmiştir…    Bu adamın, insanı istifra ettirecek kadar pis kokmasından dolayı yıkanması için hamama götürüldüğünde, bu keferenin hayatında hiç hamam görmemiş olup yıkanmak ve çamaşır değiştirmek adetine aşina olmadığı ve kimse ile görüştürülmeden pisliğinden dolayı İstanbul’dan kovulduğu aktarılmaktadır… Kaynak: Murat,…

  • Kin

        İkinci Dünya Savaşı sonlarında yapılan lise mezunlarının olgunluk imtihanlarında sorulan “Ormanlar ve Ormanların faydaları” isimli kompozisyon sualine öğrencilerin bazılarının enteresan bir şekilde:    “Türkiyemiz ormanlık bir ülkeydi, fakat o zalim padişahlar, yurdumuzu ormansız bıraktılar, gibi cevaplar verdiler…    Sebep olarak da; bu zavallı öğrenciler, öylesine bir kin terbiyesi içinde yetiştirilerek Osmanlı’yı kötülemeye öylesine alıştırıldıklarını ve böylece…

  • Serdengeçti’nin Ayasofya Müdafaası

        Yazmış olduğu “Ayasofya” isimli şiiri yüzünden tutuklanarak Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Osman Yüksel Serdengeçti kendini müdafaa ederken:    “Müddei umumi(savcı) tepeden verilen emirlere göre hareket ediyor. Ayasofya`nın tekrar cami haline yetirilmesinde benim ne gibi hususi maksadım ve menfaatim olabilir? Ayasofya’yı kiraya mı vereceğim, yoksa imamı mı olacağım? Beni bu yazıdan dolayı Türk savcıları değil,…