• Bişr-i Hafî Hazretleri

        Nefeslerin buhar olup savrulduğu ilik donduran bir kış günü. Gün doğalı çok olmuştur ama genç adam yeni yeni doğrulur. Gözlerinde bir ağırlık vardır, şakakları zonklar. Hep öyle olur, eğlence ile geçen gecenin sabahı mahmurluk basar ve kulakları uğuldar. Karnı tok, sırtı pektir ama huzursuzdur. O sıra kapı çalınır. Hizmetçi koşup açar. Soğuk hava içeri girer…

  • Otuz Altın

        Hammad.. Bir zamanlar Bağdat’ın en zenginlerindendi. Dünyalık adına nesi var nesi yoksa dağıttı. … ve Bağdat’ın en fakiri oldu.     Bir gün kapısını çalarlar. Evde değildir, bir müddet beklerler. Tam sonra geliriz diye ayrılmak üzere idirlerki gelir. Elinde yiyecekler. Sofraya otururlar. Yemek esnasında içeriye o ana kadar görmedikleri yabancı biri gelir bir şey söylemeden Hammad’a otuz…

  • Yakîni Arayan

        Büyük Selçuklu ülkesinde, Bağdat nizamiyesi ve Nişabur nizamiyesi, iki aydın yıldız gibi parlıyordu. İlim öğrenmek isteyenler bu iki üniversiteden birine akın ediyorlardı. Nişabur nizamiyesinin öğretim reisliği 450-478 yıllık arasında, Ebu’l -Meali İmamü’l -Haremeyn-i cüveyeni’-deydi. Yüzlerce genç üniversite öğrencisi, onun tedris çevresinde hazır oluyorlar, yazıyorlar ve ezberliyorlardı. İmamü’l-Haremeyn’in bütün öğrencileri arasında, üç heyecanlı ve istidatlı öğrenci,…

  • Yalan

        “Abdülkadir Geylani” küçük yaşta iken, bir arefe günü çift sürmek için tarlaya gitti. Bir öküzün kuyruğuna tutunup ardından giderek oynuyordu. O anda bir ses işitti:      – “Ey Abdulkadir! Sen bunlar için yaratılmadın ve bunlarla emir olunmadın.”     Bu ses Abdülkadir Geylani’yi korkuttu. Eve gelince dama çıktı. Hacıları gördü. Arafat’ta vakfeye durmuşlardı.     – Anneciğim! Bana izin…

  • Yalan Söylemeyen Çocuk

        Seyyid Abdülkadir Geylâni hazretleri küçük yaşta iken, bir arefe günü çift sürmek için tarlaya gitti. Bir öküzün kuyruğuna tutunup ardından giderek oynuyordu. O anda bir ses işitti:     “Ey Abdülkâdir! sen bunun için yaratılmadın ve bunlarla emir olunmadın”!     Bu ses, Abdülkâdir Geylâni hazretlerini korkuttu. Eve gelince dama çıktı. Hacıları gördü. Arafat’ta vakfeye durmuşlardı.     – Anneciğim! bana…

  • Asla Yalan Söyleme

       Eski zamanlarda, insanlar ilim öğrenmek için çok çalışırlar, her türlü güçlüklere katlanırlardı. Küçük yaşlarında köylerinden, ailelerinden ilim öğrenmek için ayrılırlar, yıllarca onlardan uzaklarda zor şartlar altında yaşarlardı.    Seyyid Abdulkadir’in de küçük yaşta içine öğrenme arzusu düşmüş,bunun çarelerini aramaya başlamıştı. Sonunda dayanamadı, annesine gelerek;    – Anneciğim, ilim öğrenmek için Bağdat’a gitmek istiyorum…dedi.    Annesi ise;    – Senden…