• MISIR’DAKİ HAZİNE

    MISIR’DAKİ HAZİNE[Mevlanadan Hikayeler] Bağdat’ta büyük bir mirasa konmuş bir adam vardı. Kısa zamanda, bu büyük serveti saçıp savurdu. Yoksul, muhtaç bir hale geldi. Miras malın vefası yoktur, insana fayda vermeden geçip gider. Mirasa konan malın kıymetini bilmez, çünkü onu hiçbir emek sarf etmeden elde etmiştir. Mirasyedi fakirleşip zarurete düşünce ağlayıp sızlamaya, el açıp Allah’a (c.c.)…

  • SOĞUKTAN DONAN EJDERHA

    SOĞUKTAN DONAN EJDERHA[Mevlanadan Hikayeler] Bir yılancı büyü ile yılan tutmak için dağlara çıktı. Yaz demeden kış demeden uzun süre gezip dolaştı. Her taşın altına, her ağacın kovuğuna, her mağarayı araştırıp durdu. Derken bir dağın yamacında ölmüş kocaman bir yılan buldu. Yılan o kadar büyüktü ki görünüşü bile insanı dehşete düşürüyordu. Yılancı bu şiddetli kış günü…

  • DURUMA UYGUNDUR

    DURUMA UYGUNDUR[Hazır Cevaplar Espriler] Süleyman Nazif Bağdat Valiliği yapmaktadır. Verdiği büyük bir ziyafet sırasında garson, yemeği misafirinin üzerine döker. Bu duruma çok kızan şair, garsona ağır bir küfür savurur. Sakinleşip kendine gelince, yaptığının nezaket ve görgü kurallarına ters düştüğünü görür. Ama o, etrafındakilere şöyle bir edebî açıklama yaparak durumu kurtarır: “Belagat, muktezayı hale mutabakattır.” Yani,…

  • YANLIŞ TELGRAF

    YANLIŞ TELGRAF[Hazır Cevaplar Espriler] 3’ncü Ordu Kumandanı Hafız İsmail Paşa, Bağdat valiliği yapan Süleyman Nazife 10 bin okka şeker, bin okka çayı, yirmi dört saat içinde göndermesi için telgraf çeker. Şairimizin cevabı kısa ve net olur: “Herhalde Çin İmparatoru’na gidecek telgraf, yanlışlıkla bana gönderilmiş.” ________________________Hazırlayan: Kerim Melleş, www.hikayearsivi.net

  • ÇAĞDAŞ BATTALGAZİ

    ÇAĞDAŞ BATTALGAZİ[Tanıdığım Ünsüzler] Hülagû’nun Bağdat’ı işgal edip bir milyonun üzerinde Müslüman öldürdüğü için insan kokusundan Bağdat’ta kalamadığı anlatılır tarih kitaplarında. Canını kurtarabilenler batıya doğru gitmişler ve batının Müslüman olmasına sebep olmuşlar. Orta Asya’daki kıtlıkların, Türkleri batıya yönlendirdiği, İslâm’la karşılaştıktan sonra İslâm’ı Viyana önlerine kadar taşıdıkları gibi günümüzde iki bela birlikte üzerimize gelmektedir. Biri, ipini koparmış…

  • Cimriliğin Böylesi

    Bağdat’ta cimri bir adam yaşardı. Cimriye, rüyasında, bütün malının, insanlara yemek ikram eden, cömertliğiyle meşhur Ahmed-i Haddâd’ın olacağı gösterilir.Cimri kalkar : “Bir hile ile malımı ona vermemem lazımdır” der. İçi oyuk büyük bir baston yaptırır. Altınlarının yarısını bastonun içine koyar. İki ucunu kapatıp, bastonu Dicle Nehri’ne atar. Ahmed-i Haddâd, sandala binip karşıya geçerken bastonu Dicle…

  • Kadın ve Vali

    Bağdat valisinin çok güzel bir bahçesi, bahçedeki çiçeklerle meşgul olan bahçivanın da namuslu ve güzel bir karısı vardı.  Vâli, bir bahane ile kadının kocası olan bahçivanı, bir iş için dışarıya gönderdi. Kadına da dedi ki: “-Bahçenin kapılarını kapat. Hiç bir kapı açık kalmasın!” Zeki ve namuslu kadın, Vâlinin kendisine kötü niyet taşıdığını anladı. Gidip bir ağacın arkasına…

  • Cimri İş Adamı

    Cimrinin birine “Kahraman  kimdir” diye sormuşlar . O: “Deprem gibi,  su baskını gibi  kıtlık zamanlarında kadınlar açlıktan  çocuklarını düşürürken, çocukların feryadı kulakların zarını patlatırken  yüreği sızlamayan insandır.” demiş.“Peki lügat kitabında hiç sevmediğin kelimeler  hangisidir?”  demişler.-“ Zekat, sadaka, fitre, cömertlik,  vermek, infak, dağıtmak,  doyurmak.” Diye cevap vermiş.Cimrinin biri aradan dört yıl geçtiği halde babasından kalan bir…

  • Ferman Efendimizin Ama…

        Süleyman Nazif, Bağdat valisi iken Başkumandanlık bir telgraf çekerek, valilikten beş yüz bin okka un, yüz bin okka şeker ve on bin okka çayın hemen gönderilmesini ister. Süleyman Nazif telgrafa şu cevabı verir:    – Haşmetli çin İmparatoruna çekilen bir telgraf, hata eseri olarak şehrimize gelmiş bulunmaktadır. Telgraf okunmuş, sorumluluğumuz mahşere kalmıştır.    Ferman efendimizindir.Bağdat Valisi…

  • Veresiye Sevgi

        Harun Reşid devrinde Bağdat’ta yaşamış olan ve mezcup olarak bilinen Behlül, Harun Reşid’in hayatında önemli bir yer tutar.     Bir gün Harun Reşid Behlül’e şöyle bir soru sorar:     – Sen en çok kimi seversin, Behlül?     O da şöyle cevap vermiş:     – Karnımı kim doyurursa onu severim!     Harun Reşid şöyle bir…