• EN ZOR SABIR

    Şiblî’den “Sabrın hangisi daha zordur?” diye soruldu. Cevap olarak Şiblî: – Allah’da sabırdır, yani kötü huyları atıp güzel ahlak sahibi olmak sabrıdır, dedi. Ârif: – Hayır o değil, dedi. Şiblî: – Allah için sabırdır, yani Allah’tan kalbe gelen her şeye sabredip rıza göstermektir, dedi. Ârif: – Hayır, o da değil, dedi. Şiblî: – Allah ile…

  • Önsöz

    Masallarımdan birkaçının kötü karşılanmaması bu kitabımın da aynı lütfü göreceği umudunu verdi bana. Gerçi belagat ustalarımızdan biri masalların dizelere dökülmesini doğru bulmadı. Onca masalların başlıca süsü, hiç süsleri olmamasıdır. Şiir sanatının baskısı dilimizin ağırbaşlılığıyla da birleşince, çok yerde beni aksatacağı, çoğu masalın az ve öz söyleme özelliğini bozacağı kanısında kendisi. Azla özü söylemek masalın canı…

  • Tek Tanrı İnancı

       Ata’nın tarih-dil konularıyla yakından meşgul olduğu devreydi. Zaman zaman Çankaya’daki toplantılarında davetli olarak bulunuyordum ve arzusu üzerine dil kurumunda aktif görev almıştım. Din ve tasavvuf konuları üzerindeki hizmetlerimi biliyordu. Böyle bir araştırma toplantısında birden bana hitap ederek:   – Sizden bir ricam olacak, bir ülkeye ve millete Allah katından bir peygamber neden gönderilir?   Şu cevabı…

  • ANNE GÜVERCİN

    Güzel bir yaz günüydü. Batur elinde sapan evlerinin yakınındaki ağaçlıkta kuş avına çıkmıştı. Gözleri radar gibi dikkatle çevreyi tarıyordu. Birden arkasında bir ses duydu: – “Vurma kuşları.” Döndü, baktı. Seslenen yabancı değildi. Mahalle arkadaşı Sarper’di: – “Ne istersin şu küçük yaratıklardan bilmem ki? Ne zararı var onların sana? Bırak ötsünler, uçsunlar, kanat çırpsınlar. “ Batur:…

  • Cennet Zebanileri

        Abdülhak Hamid’in tuhaf bir hali vardı: Memleketin meselelerinden, mahrumiyetlerinden, ahlak düşkünlüğünden, siyaset palavralarından vesair fenalıklardan bahsedilmesini istemez, fakat bu bahisleri de hep kendisi açardı. Daima yüzünü ekşiterek dostlarının fikirlerini dinler ve dinledikten sonra da şu güzel vecizesini her sefer tekrar ederdi:     – Biz, cennette oturan zebanileriz! Hazırlayan:www.hikayearsivi.net | KuTuL KuLuB

  • Cennet Zebanileri

        Abdülhak Hamid’in tuhaf bir hali vardı: Memleketin meselelerinden, mahrumiyetlerinden, ahlak düşkünlüğünden, siyaset palavralarından vesair fenalıklardan bahsedilmesini istemez, fakat bu bahisleri de hep kendisi açardı. Daima yüzünü ekşiterek dostlarının fikirlerini dinler ve dinledikten sonra da şu güzel vecizesini her sefer tekrar ederdi:     – Biz, cennette oturan zebanileriz! Hazırlayan:www.hikayearsivi.net | KuTuL KuLuB

  • Sodom ve Gomorenun Son Günü

        Hz Lût (a.s), Arap yarımadasını puta tapıcılıktan alıkoymak, ortaksız ve tek bir Allah’ı tanıtmaya çağıran ve bu mukaddes yolda büyük başarılar kazanan Hz. İbrahim’in amcasının oğludur.     Ömrü ve peygamberliği bugün Ürdün devletinin sınırları içinde bulunan Lût gölü çevresinde geçmiştir. Günümüzde tuzlu suların doldurduğu orta büyüklükte olan su saha, eskiden toprakları oldukça verimli bir vadi idi…

  • Örnek Ahlak

        Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Peygamber aleyhisselâmın şöyle anlattıklarını bildirmiştir:     Bir adam, başka birisinden bir mülk satın almıştı. Satın aldığı mülkde içi altın dolu bir küp buldu. Mülkü satan kimseye dedi kî:     — Bu altınları benden al. Çünkü ben senden mülkü satın aldım, içindeki altını satın almadım.     Satıcı ise şöyle cevap verdi:     — Ben sana bu…

  • VİCDANIN SESİ

    Doktor olan Metin Bey, etrafındaki insanlar tarafından çok sevilen, dürüst, çalışkan, akıllı ve çok dindar bir insandı. Kuran’ı çok iyi bilir ve Allah’ın söylediklerini harfi harfine yerine getirirdi. Son derece güzel ahlaklı olan Metin Bey, hiçbir zaman sinirlenmez ve üzüntüye kapılmazdı. Her şeyin Allah’ın kontrolünde meydana geldiğini, başına gelen olayların kaderinde olduğunu, Allah’ın insanı bu…

  • Allah’ın Emaneti

        Hz.Ümm-i Süleym, gayet temiz ahlak sahibi bir hatun idi. Çocuğu vefat ettiği zaman, sabır ve metanetle bizzat kendisi yıkadı ve kendisi kefenledi ve bir tarafa bırakıp, komşularına dönerek:     – Babasına haber vermeyin.     Hz. Ebu Talha orada bulunmamaktaydı. Akşam eve döndüğünde, çocuğu sordu, hanımı:     – Gördüğünden şimdi çok iyidir, der.     Sonra yemek yediler, oturdular, birlikte oldular….