İZMİR´i anlamak kadar, anlatmak da zor olmalı. Dudaklarımızı araladığımızda mırıldandığımız türkülerden olmalı, yüreğimizde kopan fırtına.
“İzmir´in Kavakları Dökülür Yaprakları…” dizesinde kimbilir hangi hüznün, hangi hayal kırıklığının izleri vardır? Zeybeklerin yaktığı fişeklerin kıvılcımlarıdır belki, İzmir Körfezi´ne kuyruklu yıldız gibi düşen yakamozlar…
Gurbette olanlar için yitik bir sevda, hangi ateş hırsızının tutuşturduğu bir yürek yangınıdır bu? Anadolu´nun insan ambarı, belkide bir gen havuzu.
Thales´in suya yüklediği hikmet; İzmir Körfezi´nde takılacağı balıkçı ağlarını bekleye dursun, bu şehrin kara bahtımıdır,Alsancak Camiisi´nin musalla taşında, Çakabey´den Çakırcalı´ya,sere serpe uzanan…
Gönderen: Ömür Çelikdönmez
E-Mail: ocelikdonmez@mynet.com
OKUDUN
0%
TEBRİKLER… Bu hikâyeyi sonuna kadar okudun.

ya ne biçim şey hiçnbirşey anlatmıo izmirin hikayeleriyle ilgili allah allah
izmir işte..izmir kadar güzel anlatım..Tebrikler ömür çelikdönmez, sevgili dostum…
çakırcalının hayat hikayesine düşülen şerh, çok güzel ifade edilmiştir.tebrik ederim..iyiki varsın izmir…
İzmirde yaşamak kadar, İzmiri yaşamanın da gerektiğini anladım.
teknik olarak öyküden çok,düz anlatıma benziyor, anlatılan izmirin hikayesi değil.anlatılan izmirdir izmirin tasviridir.kim nerede nasıl neden niçin sorularının yanıtını buradan alamazsınız.daha dikkatli olmak gerekmiyormu?……..