• Hep Aynı Şikayetler

        “Tıpkı; kalabalık bir asansördeymişcesine bizler artık, birbirimize değmeden yaşıyoruz !.. Her birimiz kapıya doğru dönmüş, ellerini ya önünde birleştirmiş ya da, iki yana sıkıca yapıştırmış, kimseye dokunmamaya ve dokunulmamaya çalışarak…     Kat ışıklarını takip eder gibi, tek bir yöne bakarak ve her türlü iletişimin önüne baştan geçerek. Yalnız kaldığımız nadir anlarda aceleyle asansörün aynasında kendimize bakar…

  • Annelerimizden

        – İYİ YAPILMIŞ BİR İŞİ TAKDİR ETMEYİ öğrendik: “Bana bakın, çıkın birbirinizi dışarda gebertin, evi daha yeni temizledim…!!!”     – DUALARIN GÜCÜNÜ öğrendik: “Yat kalk dua et ki baban müzik setinin bozulduğunu farketmedi…”     – ZAMANA KARŞI YARIŞMAYI öğrendik: “O oyuncaklarını topla yoksa bi tekme attığım gibi hepsini karşı sahilden toplarsın..”     – MANTIKLI DÜŞÜNMEYİ öğrendik: “Ben öyle…

  • Şefkatli Kucak

        Şehrin en lüks apartmanları arasında sıkışıp kalan bahçede, topal bir kedi yaşıyordu. Ana caddedeki yoğun trafikte ayağı ezildiği için buraya yerleşmek zorunda kalan hayvancık, çevre binalardan atılan yiyeceklerle kısa zamanda gelişti ve bir yıl sonra anne oldu…     Yavruları doğmadan önce ihsan edilen bazı duygular, herşeyini onlar için feda etmesi gerektiğini söyler gibiydi. Apartman sakinleri, yavruların…

  • En Büyük Silah

        Balkan harbi “Hasta Adamın” terekesidir !..   1913 de, Selanik’i, Manastır’ı, Yanya’yı, İşkodra’yı verdik, milliyetimizi aldık. 0 günden sonra Osmanlı’nın adı Türk oldu.   Avrupa’da son hudut çizgimiz Edirne olduğu dakikadan itibaren her şey değişmiştir: «Lokanta-yi Osmânî»nin kapısına «Turan lokantası»; «Uhuvvet kahvehanesi»nin tabelasına «Bozkurt berberi» yazıldı.   İşte, Çanakkale’de İngiliz ve Fransız «satvet-i bahriyesini» denizin dibine indiren ve…

  • Bir Fazilet Numunesi

        Çanakkale’de batan gemilerden birinden yaralı olarak denize düşen bir düşman subayı anlatıyor:     “Top başında bekliyordum. Her an bir merminin başıma düşmesi mümkündü. Derken birden bire müthiş bir patlama oldu. Yere kapandım, sonra dehşetli bir sarsıntı ile havaya fırladım ve kendimi boğazın buz gibi sularında buldum. Mayına çarpmıştık, gemimiz batıyordu. Artık hiçbir şey yapılamazdı. Yüzerek kurtulmaktan…

  • Kemiren Kurt

        Eskiden bir malın katıksızlığını, sağlamlığını, özlüğünü anlatmak için: «Türk’ten aldım» derlermiş. Bu, sınır ötesi bir şehadettir. Dış pazarın iç pazara inancı.     Dünden kalan eserler, milli ahlakımıza gösterilen bu güvenin ne kadar doğru olduğunu ispat ediyor:     Kazmaların, asırlık gövdesine diş geçiremediği şu kemerlere, şu kubbelere, şu duvarlara bakınız.     Şu, yüz yılların dört mevsimi altından tükenmez baharıyla…

  • Altın Top

        Zengin bir ailenin fakir bir komşusu varmış. Evlerindeki saadetin dalgalanmaları, zengin aileninduvarlarını aşarak kulaklarına kadar ulaşırmış. Akşamolunca , fakir ailenin evindeki gülme ve saadeti duyunca zengin komşu gıpta edermiş. bir gün karısına demiş ki:     – Biz bu kadar zengin olduğumuz halde neden neşemiz yok? Sen yarın fakir komşunun hanımından sor bakalım,saadetlerinin sebebi ne ise, biz…

  • Çalışmak İbadettir

        Müzik tarihinin en büyük isimlerinden biri olan Beethoven’ın keman tutuşunu gören müzik öğretmeni onun için ‘Müzisyen olamaz! ‘ demişti…     Margaret Mitchell’in ‘Rüzgar Gibi Geçti’ adlı romanı tam 38 defa reddedildikten sonra basıldı….     75 yaşında öldüğünde geride 240 bin tablo, resim ve çizim bırakan Pablo Picasso dedi ki: ‘Çalıştığımda rahatlıyor ve dinleniyorum. Beni asıl yoran şey…

  • Fare İle Deve

       Bir fare bir devenin yularını eline almış; kibirle “Durma, yürü bakalım” demiş.    Uysal deve yürümeye başlamış. Fare de kendini pehlivan sanmış.    Deve farenin düşüncesini anlamış ve içinden “Sabret, şimdi ne olduğunu görürsün ” demiş.    Birlikte yürümüşler. Gide gide ancak bir filin geçebileceği büyük bir nehre gelmişler. Fare orada durakalmış.    Deve “Ey şamatacı arkadaşım! Niye durdun?…