• Yaşar Usta

    Yaşar, Adanalıdır. Otuz beş yıl önce İstanbul’a gelmiş bir daha gitmemiş. Adana’da iken babası kazanır Yaşar dolanıverirmiş.Babası cincilik yaparmış. Babasının okuma yazması olmadığından kağıtlara anlamsız rastgele çizgiler çizer hastalarının eline verirmiş. Muhabbet tılsımları yaptığı gibi eşleri ayıran tılsımlarda yazarak geçimini temin edermiş.Namazı niyazı olmaya bînamazın tekiymiş. Haftada bir gün oğluyla beraber mezarlığa gider bazı mezarlara…

  • Yoksa

        Dilencinin biri yanında küçük çocuğu ile kapı kapı dileniyordu. Derken mezarlığa götürülen bir cenazeyle karşılaştılar. Kadının biri tabutun arkasında hem ağlıyor hem söylüyordu:     – Ah beyciğim ah! Seni öyle bir yere götürüyorlar ki ne aş var ne eşya.     Çocuk bu sözü duyunca babasına döndü:     – Baba bu cenaze bizim eve mi gidiyor yoksa?

  • Ölen Nasıl Olsa Gelecek

        Behlül Dânâ’nın para kesesi kayboldu. O kaybolan kesesini arayacağı yere mezarlığa gidip beklemeye başladı.     Neden kaybolan para kesesini aramak yerine kabristanda beklediğini soranlara:     — Nasıl olsa er – geç bir gün buraya gelecek onu alan. Hırsızı bulmak için buradan daha garantili bir yer bulunur mu? diye cevap veriyordu.

  • Fincancı Katırları

        Nasreddin hoca merhum, bir gün mezarlığa dolaşmaya gitmişti. Orada gezerken mezara benzer bir çukur görüp içine ölü gibi yattı. Hoca kendi kendine:     — Bakalım sorgu melekleri gelecekler mi? diye düşünmüştü.     Vakit hayli geçti, gece oldu, hoca hâlâ yatıyordu. Derken bir fincancı kervanı kabristanın yanındaki yoldan geçmeye başladı. Hoca, şakır şukur giden bu şey de neymiş…

  • Çalgıcının Hikayesi

       Hz. Ömer (r.a) döneminde bir çalgıcı vardı. Müthiş çenk çalardı. Yaşı ilerleyip ihtiyarlayınca sesinin güzelliği kayboldu, beli büküldü, itibardan düştü, bir parçacık ekmeğe muhtaç oldu.    “Ya Rabbi, bunca zamandır sana isyan edip durdum, benden bir gün bile ihsanını kesmedin, bugün kazanç yok, çengi senin için çalacağım.” dedi. Çengini alarak mezarlığa gitti, bir hayli çaldıktan sonra,…

  • Gayb Yağmuru

       Bir gün Resulullah (s.a.v) bir dostunun cenazesinin defni için mezarlığa gitmişti. Mezarlıktan dönüp Hz. Aişe’nin (r.anh.) yanına gelince Hz. Aişe ellerini Resulullah ‘ın (s.a.v) yüzüne , saçına, yakasına ve göğsüne sürdü. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v) :    – “Böyle ne arıyorsun?” diye sordu.    Hz. Aişe :    – “Bugün hava bulutluydu sen mezarlıktayken yağmur yağdı. Fakat hiç…