• ÇİFTE KURTULUŞ

    ÇİFTE KURTULUŞ[Hazır Cevaplar Espriler] Bir ara şiddetli bir hastalığa tutulmuş olan Fransa kralı XIV. Louis kusturucu bir ilaçla çarçabuk iyileşmiş. Fakat bir müddet sonra aynı hastalığa tutulan baskıcı başbakan Kardinal Mazarin aynı ilaçtan içer içmez can vermiş. Bunun üzerine halk arasında şöyle bir söylenti çıkmış: – “Bu ilaç Fransa’yı iki defa kurtarmıştır.” ________________________Hazırlayan: Kerim Melleş,…

  • Türk Öldü

       Kurtuluş Savaşı’nın en karanlık günlerindeydi; anayurdun en verimli yerleri düşman çizmeleri altında inliyordu. Milletin bütün kuvvet kaynakları kurumuş; dışarıdan ve içeriden ihanetler birbirini kovalamıştı. Herkes:   – Türk öldü”.. diyordu.   Türkiye’nin Afrika ve Asya’daki esir ülkeler arasına katıldığı sanılıyordu. Yüzyıllarca Türk egemenliği altında yaşayan milletler, onun son varlığını yağma ediyorlardı. En akıllı görünen birçok yurttaşımız…

  • Söylediğini Yapardı…

       Kurtuluş Savaşı başladığı sırada Atatürk’e dediler ki:   – Nasıl mümkün olur? Ordu yok!   Atatürk hemen cevap verdi:   – Yapılır!    – İyi ama, bunun için para lazım… O da yok?   – Bulunur!..   – Diyelim ki bulduk, düşmanlarımız hem büyük, hem de çok!   – Olsun, yenilir!..   O, dediklerinin hepsini yaptı. Yapamayacağı şeyi asla söylemedi. Bir liderin…

  • Vatan Elden Giderse Evladın Ne Önemi Kalır?

       Atatürk, Kurtuluş Savaşı için Anadolu’ya geçtikten ve Erzurum Kongresi’ni yaptıktan sonra Sivas’a dönmüş, orada ikinci kongreyi açmıştı. Bu sırada lise binasında yatıyor; toplantılar yapıyordu. En basit ihtiyaçlarını bile temin edecek halde değildi; bazı geceler sabahlara kadar küçük petrol lambasının cılız ışığında çalışıyordu.   Bir aralık lise binasına baskın yapılacağı ve Atatürk’ün yakalanıp asılacağı hakkında şehirde…

  • Bulunur!

        Kurtuluş Savaşı henüz başlıyordu. Ordu yoktu ve her taraftan vatanın bağrına giren düşmanlara karşı ancak gönüllü çetelerle savaş yapılıyordu. Milletvekilleri arasında bile, dövüşü göze alan, fakat ümitsizlikten kurtulamayanlar vardı.    Bir gün Büyük Millet Meclisi’nde vatanın kurtulması için neler yapılması gerektiği hakkında heyecanlı konuşmalar yapılıyordu. Milletvekillerinden biri, sözlerini büyük vatan şairi Namık Kemal’in şu beyti…

  • Arafat, FKÖ ve Bir Hatıra…

       Unutulmuş bir gerçek…    Türkiye’nin şahit olduğu ve pekçok kişinin unuttuğu Arafat ve Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile ilgili bir gelişmeyi burada hatırlatmakta yarar var. 1976 yılında İslam Konferansı Teşkilatı’nın (İKT) Yedinci İslam Dışişleri Bakanları Konferansı İstanbul’da toplanacaktı. İktidarda Süleyman Demirel’in başkanlığında Birinci Milliyetçi Cephe hükümeti vardı. Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş ve Turan Feyzioğlu…

  • Kafirlere Kurtuluş Yok

        Ebû Hureyre radıyallahu anh, Peygamber aleyhisselamın şöyle buyurduğunu anlatır:     İbrahim aleyhisselâm kıyamet gününde babası Âzer’le yüzü tozlu ve karanlık bir halde karşı karşıya gelecek ve kendisine:     — Ben sana, bana isyan etme! dememiş miydim? diye soracaktır. Babası da:     — İşte bugün sana isyan etmiyorum, diyecektir. Sonra ibrahim aleyhisselâm:     — Ey Rabbim, sen bana, kıyamet gününde…

  • Rüya İle Gelen Kurtuluş

        Giyme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım:     Elemim bir yüreğin kârı değil, paylaşalım:     Ne yapıp ye’sini kabreyleyeyim, bilmem ki?     Öyle dehşetli mubitiimde dönen matem ki!     Ah’ Karşımda vatan nâmına bir kabristan     Yatıyor şimdi… Nasıl yerlere geçmez insan? (Mehmet Akif Ersoy)     Mukaddes Kitabımız Kur’an-ı Mucizül Beyan’ın 7’inci süresinin 4’üncü ayeti, 7.4 şiddetindeki o korkunç 17 Auğustos depremini…

  • Bana Da Mı Lo Lo Lo?

        Bir avukat, kurtuluş imkânı olmayan bir dâvayı çok büyük bir para mukabilinde üzerine almıştı. Sonra bulduğu çareyi suçluya söyledi:     — Hâkim sana ne sorarsa, sâdece «lololo» diye cevap verecek başka hiç bir şey söylemiyeceksin.     Suçlu avukatın sözünü tuttu. Adı sorulduğu zaman bile:     — Lololo dedi. Avukat, müvekkilinin bir deliden başka bir şey olmadığında ısrar etti,…

  • HANZEL VE GRATEL

    Büyük bir ormanın çok yakınında, bir oduncu ailesi yaşıyormuş… Oduncunun iki çocuğu varmış. Oğlunun adı Hanzel, kızın Gratel’miş. Bu iki kardeşe üvey anneleri çok kötü davranıyormuş. Bazen bir köşede sessizce ağlarlarmış. Oduncu çok fakirmiş. Bir kuru ekmeği bile zor bulurmuş.” Ne yapacağız? Nasıl geçineceğiz?” diye düşünürmüş sık sık… – Yavrularımızı nasıl besleyeceğiz? Demiş karısına. Karısı…