• Benim Evlatlarım Da Devletin Evlatlarıdır

        II. Abdülhamit, İttihatçılar tarafından tahttan indirildikten sonra o zamanlar bir Osmanlı şehri olan Selanik’te Alatini Köşkü’ne hapsedilir.    Alatini Köşkü’nde mecburi ikametgaha tabi tutulan II. Abdülhamit, muhafız komutanı Fethi (Okyar) Bey, ordunun ihtiyaçlarını ve hazinenin memur aylıklarını bile veremeyecek hale geldiğini söyleyerek sultanın şahsi servetini orduya bağışlamasını ister.    Tüm ailesiyle hapis hayatı yaşayan Sultan Abdülhamit…

  • Bütçe Ve Sonrası

        Sonradan öğrendiğime göre bizim basılmamıza karar veren devlet, gelir ve giderlerini denkleştirmek üzere bir tasarı hazırlayıp esasları ve ayrıntıları hükümet tarafından belirlenen bu tasarı Büyük Millet Meclisi’ne gönderilir, orada uzun süre görüşüldükten sonra karara bağlanarak kesinlik kazanır, kanunlaşarak yürürlüğe girerdi. Gelir ve giderlerin kağıt üzerinde böyle tasarlanıp kararlaştırılmış şekline bütçe adı verildiğini zamanla öğrenmiştim.     Bir…

  • Hakiki Kardeşlik

        Cüneyd-i Bağdadi Hazretlerine; “ Bu zamanda hakiki kardeşlikler azaldı. Nerede o Allah için yapılan kardeşlikler?” diye sorulunca:     Cüneyd-i Bağdadi (k.s.): “ Eğer senin sıkıntılarına katlanacak, ihtiyaçlarını giderecek birini arıyorsan, bu zamanda öyle bir kardeşi, arkadaşı bulamazsın. Ama, kendisine Allah (c.c.) için yardım edeceğin, sıkıntılarına Allah rızası için katlanacağın bir kardeşlik istiyorsan böyleleri çoktur.” Buyurdu. Gönderen:…

  • Böyle Örnek Oldu İnsanlığa

        Onun ideali,insanlığa hizmetti,yoksa insanlığın kendisine hizmeti değildi.O sebepten eline geçeni yemek yedirir,içmez içirir,yönettiği insanların mutluluğuyla mutlu olurdu.   Yine adeti üzere bir miktar imkan biriktirmiş, çevresine de münadiler göndermişti.   Sesleniyorlardı Medine sokaklarında münadiler:   -Resulüllah mescidin önünde muhtaçları bekliyor. Miskin derecesinde ihtiyaç sahibi olanlar gelsin, hisselerine düşecek yardımı alsın, kimse mahrum kalmasın!   Az sonra mescidin önüne muhtaçlar…

  • İhtiyar Mecusi

        İran da İslam’ıon yeni yeni yayılmaya başladığı bir zaman… İhtiyar bir mecusi bir odaya çekilmiş, kapıyı üzerine kapamış, kimse ile görüşmüyordu. Bunun bir putu vardı. Vaktini hep onun hizmetine hasretmişti.     Zaman olur mecusinin bir sıkıntısı zuhur eder, kime koşacak, tabi yıllarca hizmetyinde bulunduğu putuna ve koşar, sıkıntısının giderileceği umuduyla, putunun önünde yalvarır, yakarır, yatar, yuvarlanır…

  • Böyle Örnek Oluyordu İnsanlığa!..

       Onun ideali, insanlığa hizmetti, yoksa insanlığın kendisine hizmeti değildi. O sebepten eline geçeni yemek yedirir, içmez içirir, yönettiği insanların mutluluğuyla mutlu olurdu.    Yine adeti üzere bir miktar imkan biriktirmiş, çevresine de münadiler göndermişti.    Sesleniyorlardı Medine sokaklarında münadiler:    – Resulüllah mescidin önünde muhtaçları bekliyor. Miskin derecesinde ihtiyaç sahibi olanlar gelsin, hisselerine düşecek yardımı alsın, kimse mahrum…

  • Duâ Aynı Duâ Ama Okuyan Ağız Farklı

       Muhyiddîn-i Arabî (kuddise sırruh) hazretlerinden:    Fakirin biri, bir ağaç dibinde gölgelenmekte olan Hz. Ali (r.a.)’ye gelir, ihtiyaçlarını arz eder:    – “Çoluk-çocuk sıkıntı içindeyim, ne olur bana biraz yardımda bulunun”, der.    Hz. Ali (r.a.) hemen yerden bir avuç kum alır, üzerine okumaya başlar. Sonra da avucunu açar ki, kum tanecikleri altın külçeleri hâline gelmiş…    – “Al,…