• Osmanlı Azameti

        1754’de bile, Sultan III. Osman Han’ın bir namesi Leh kralına ulaştırıldığında;    Kralın nameyi üç kere öperek başının üstüne koyduğunu ve kralın yanında bulunan devlet erkanının da derhal başlarını açarak saygı duruşuna geçtiklerini biliyor musunuz?Kaynak: Köseoğlu, Nevzat; Türk Medeniyet Üzerine Düşünceler, Ötüken Yay. İst/1990, s:261 Hazırlayan:www.hikayearsivi.net | KuTuL KuLuB

  • Bu Unutulur Mu? (Maalesef Unuttuk)

        Birinci Dünya Savaşı’nda İngilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kısmı da Mısır’ın İskenderiye şehri yakınlarında bulunan  Seydibeşir Usare Kampı’na hapsedildi.    Kampın tam adı, “Seydibeşir Kuveysna Osmanlı Useray-i Harbiye Kampı” idi. Bu kampta, 1918’de Filistin cephesinde esir düşen 16. Tumen’in 48. Alayı’na bağlı Osmanlı askerleri tutuluyordu.    12 Haziran 1920’ye kadar iki yıl…

  • Kılıç Bir Gün Kesmez Olursa…

        Bir ara Frengistan’dan muteber bir elçinin geleceği haber alınmış ve devlet erkanını bir düşünce ve tasadır almıştı. Çünkü bu sırada gerek kendilerinin ve gerekse hünkarın hırpanilikleri bir hayli artmış bulunuyor ve bu kılık ve kıyafetle elçinin nasıl kabul edileceği onları bir hayli düşündürüyor, ancak bir çare de bulamıyorlardı.    Yavuz, onların bu düşünceli hallerini sezdiğinden…

  • Saklambaç Oynayan Deve Kuşları

        Sevgili çocuklar! Bu yazımda tamamı ansiklopedilerden alınmış, tabiatta yaşayan bazı canlıların ilginç yaşantılarını, yüzeyden de olsa, anlatmaya çalışacak, sonra da deve kuşları ile ilgili bir hikâye sunacağım:     Yer yuvarlağının kara ve sularında yaşayan canlıların sayısını, kesin olarak bilmemiz imkânsızdır diyebiliriz. Yüce yaratan, canlılara değişik biçimde yaşama yeteneği vermiştir. Bunlardan, karada yaşayanların kimi ağır aksak, kimi…

  • Gözyaşı Geceleri

        Şehir kara örtüsüne çoktan bürünmüş, adeta suçları ve suçluları örtercesine zifiri bir karanlık hakim olmuştu. Vakit gece yarısına yaklaşırken büyük şehrin ana caddelerinden birinde köşe başlarını mesken tutan kadınlar yanaşan otomobillere başlarını uzatarak laubali muhabbete başlamışlardı. Dört beş delikanlı soyacakları dükkanları bir bir kolaçan ederek o geceki hasılatlarının peşine düşmüşlerdi. Üç, dört adamda köşe başında…

  • Ahirette Ölümsüzlük

        Ebû Said radıyallahu anh, Peygamber aleyhisselamın şöyle buyurduğunu bildiriyor:     Kıyamet gününde ölüm, ak ve kara renkli7 bir koç şeklinde getirilir ve cennet ile cehennem arasındaki sur üzerinde bırakılır.     Sonra bir ses:     — Ey cennet ehli! diye nida eder.     Cennettekiler başlarını kaldırıp bakınca yine aynı ses:     — Şunu tanır mısınız? diye onlara sorar. Cennet ehli, hepsi…

  • Almanla Yahudi

        Bir Almanla bir Yahudi, yolculuk ediyorlarmış. Yahudi önüne bir miktar balık almış yiyormuş. Bir taraftan balıkları yerken diğer taraftan da balıkların başlarını muntazam olarak bir tarafa yığıyormuş… Onun bu halini gören Alman merak etmiş ve balıkların başlarını ayırmasının sebebini sormuş. Yahudi de, bunlar insanın kafasını çalıştırır. En sonra da onları yiyeceğim, demiş.     Alman bunu duyunca…

  • Bir Yaz Tatili

       Ahmet’le Hasan çok iyi arkadaştılar. Evleri de yan yanaydı. Aynı okula giderler, derslerine birlikte çalışırlardı.    Öğretmenleri onları çok severdi. Diğer öğrencilere Ahmet’le Hasan’ı örnek gösterir “Birbirinizi sevin, destek olun. İyi günlerinizi, sevinçlerinizi, dertlerinizi paylaşın. Bencillik kötü şeydir. Birlikten kuvvet doğar” derdi.    Günler geçti. Yaz tatili bir anda geliverdi. Okulun son günü öğretmen bütün çocukları bahçeye…