Otuz senedir sara hastasıydı. Her gün yolda, evde düşer, bayılır, büyük sıkıntı çekerdi. Hastalığına şifa aramak için gitmediği yer, başvurmadığı çare kalmamıştı. Nice doktorlara gitmiş, ne ilaçlar kullanmıştı.
Birgün, Bediüzzaman’ın ismini duyduğunda kendisine bir şifa kapısının aralandığını hissetti. Bediüzzaman’ı, tanıdığı diğer şeyh ve hocalar gibi zannediyordu. Onun kendisine okumasını isteyecek, muska yazdıracaktı.
Bediüzzaman, Denizli Hapsinden sonra geçici olarak Denizli Şehir Otelinde kalıyordu. Kendisine Kadınhan’dan misafirlerinin geldiğini söylediler. Kabul etti.
Adı Haydar’dı. Halini arzetti, ondan şifa bulması için bir muska yazmasını istedi. Bediüzzaman:
“Kardeşim, biz muska vesaire yapmayız.”
Beklemediği bir cevap almıştı. Üzüldü, halbuki ne ümitlerle gelmişti onun yanına. Bunu farkeden Bediüzzaman:
“Yalnız ben sana dua ederim. Sen de bu duaya amin de! Belki Allah şifa veriri” dedi.
Ve elini kaldırarak şöyle dua etti:
“Ya Rabbi! Bu kulun zayıf, dayanamıyor. Bunun hastalığını bana ver, ona da şifa ver!”
Sara hastası o insan iyileşip şifa buldu. Uzun yıllar sara nedir bilmedi. Ancak yirmi sene sonra yeniden sara hastalığına tutuldu. Aynı günlerde Bediüzzaman ebedi yolculuğa çıkmıştı.
Hazırlayan: KuTuL KuLuB
www.hikayearsivi.net
OKUDUN
0%
TEBRİKLER… Bu hikâyeyi sonuna kadar okudun.

çok güzel hikayeler varrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr….teşekkürler.