• Yedinci Beygir

        Fransa kralı XIV. Luis devrinde kalın kafalı bir başpiskopos bir gün altı atlı araba ile saraya geliyormuş. Arabanın yaklaştığını pencereden gören kralla saray erkanı arasında şöyle bir konuşma geçmiş:    – Şu gelen araba altı beygirli değil mi?     – Hayır haşmetmeab, yedi beygirli.     – Yedincisi nerede?     – Arabanın içinde haşmetmeab! Hazırlayan:www.hikayearsivi.net |…

  • Bedava Geçinen Üç Kişi…

        I. Ahmet, sarayın penceresinden bin bir güçlükle kürek çeken bir kayıkçıyı seyrederken İncili Çavuş içeri girer. Padişah da pencereden kayıkçıyı göstererek:    – Bak İncili Çavuş, bir lokma ekmek için ne kadar eziyet çekiyor, der.    İncili:    – Haklısınız, çok insan geçinmek için zahmet çeker. Fakat şu ölümlü dünyada bedava geçinen üç kişi var, der.    Padişah…

  • Dostluk ve Kibir

        Ayakları felç olmuş tekerlekli sandalyeye mahkum kalmıştı. Hayattan kopmuştu sanki. Hiçbir şey onu teselli etmiyordu. Bir süre hastanede kalması gerekti.     Yatırılmak üzere hastanenin bir odasına getirildi. Odada kendisi gibi biri daha yatıyordu. Onun yanı başındaki yatağa yatırılmıştı. Belli bir süre sessiz kaldı ikiside. Sessizlik bozuldu birbirlerinin isimlerini sordular, tanıştılar, konuştular ve samimi bir…

  • Hayal Yıldızı

        Küçük çocuk, üç gün önce başlayan yaz tatilinin keyfini çıkartmaya çalışıyor ve okul dönemindeki uyku saatini geçirmiş olmasına rağmen, yatağı üzerinde oynuyordu. Baş ucundaki pencerenin hemen önünde bulunan kiraz ağacının hafif bir meltemle sallanan dalları, gün boyunca verdikleri yetmezmiş gibi, en tatlı meyvelerini ona doğru uzatmak için camı tıklattığında, o dalların arkasında bir yıldız gördü….

  • Ağa, Başını Evde Unutmasın

        Akşehir’in ağalarından hocanın bir ahbabı vardı. Bir gün Akşehir’e gittiği zaman onu da ziyaret etmek istedi. Ağanın konağına yaklaştığında onu pencereden başını çıkarmış etrafı seyreder gördü. Ağa da hocayı görmüştü. Onunla görüşmek ve evine almak istemediğinden başını içeri çekti. Hoca eve gelip kapıyı çaldığında kapıyı hizmetçi açtı.     Hoca merhum:     — Ağa ile görüşmek, sohbet etmek…

  • Son Yaprak

       New York’un düşük kiraları yüzünden sanatçılarla dolu olan Greenwich Village’ında üç katlı bir binanın en üst katındaydı Sue ve Johnsy’nin stüdyoları. Amerikanın 2 ayrı ucundan gelen kızlar bir lokantada tanışmış ve ortak sanat zevkleri olduğunu anlayınca ortak bir ev tutmaya karar vermişlerdi. Bu olay Mayıs ayındaydı. Kasım ayında ise bölgeye doktorların zatürree adını verdiği soğuk…

  • Pupsy

       Pupsy aileye geldiğinde küçücük bir yavru köpekmiş. Annesi ve babası onu büyütürken, evde yaşamayı öğretmek için çok emek ve zaman harcamışlar. Aile bireyleri, Pupsy eve gelinceye kadar hiç köpek yavrusu beslememiş olduklarından, pek deneyimli de değilmişler. Ama sonunda Pupsy insanların, özellikle annesinin her dediğini anlar olmuş. Yani insanlarla evde yaşamaya alışmış. Pupsy yaşça büyümüş ama,…

  • Cancan Çiftlikte

    Cancan’ın çiftlikte bir atı bir de küçük tayı vardı. Ama hepsinden sevimlisi sarı kanaryasıydı. Cancan sabah erkenden uyandı; uzun uzun esnedi. Pencereden atı kişneyip ona “Günaydın!” dedi. Küçük tay da şaha kalktı. Ama sevimli kanarya ötmedi. Çünkü kafesinde yoktu. Cancan “Nerdesin sarı Kanarya?” diye bağırdı. Hem terliklerini giyiyor hem de yatağın altına bakıyordu. At dışarı…