• AŞKIN GÖZÜ GÖRÜR

    AŞKIN GÖZÜ GÖRÜR[Aşk Hikayeleri] Belediye otobüsünün yolcuları onu iyi tanıyordu artık. Genç kadın her sabah tam bu durakta elinde beyaz bastonuyla otobüse biniyor, biletini kutuya attıktan sonra el yordamıyla boş bir koltuk arıyor, koltuğa yavaşça oturup çantasını kucağına alıyor, beyaz bastonunu koltuğun bir yanına dayıyordu. Sadece bir yıldır âmâ idi. Tam 33 yıldır gördüğü ışıktan…

  • FOTOĞRAF

    FOTOĞRAF[Aşk Hikayeleri] İki yıldır evliydiler. Erkek edebiyatı ve şiiri seviyordu. Yazılarını internet sitelerine gönderiyor, şiirlerini dergilere postalıyordu. Fakat kimse dönüp bakmıyor, okuyan ve beğenen çıkmıyordu. İyi bir fotoğrafçıydı. Ama edebiyat ve şiir merakı yüzünden fotoğrafçılığı bir kenara bırakmıştı. Kendi düğünlerindeki fotoğrafların büyük bir kısmını da o çekmişti. Karısını çok seviyordu. Karısı da onu çok seviyordu….

  • Artanı Değerlendirmek

        Adam eve geldiğinde karısını her zamankinden daha güler yüzlü bulur. Aynı tarzda tatlılı yemek yenir, çerezli çaylar içilir, neşeli sohbet gırla gider. Kadın, eşinin istediği başka bir şey olup olmadığını sorar. Adam bütün bu değişikliklerin sebebini merak eder, ama sabretmeyi daha uygun görür. Bir ara kadın, kocasına seslenir:     – Biliyor musun bey, bugün sana güzel…

  • Düşünceler Ve Acılar

        O karanlık ve can sıkıcı ortamdan kurtulduğuma seviniyor, orada kalanlar adına da üzülüyordum. Ne idi o çocukların hali. Bunların kimi, kimsesi yok muydu? Ne kadar kontrolsüz ve başıboş bırakılmışlardı. Devamlı matine halinde gösterilen filimlerin niteliği ve çocuk ruhunda sebep olduğu yıkım sinemacının nesineydi. O ancak kârına, kazancına bakardı. Kesesi, kasası dolsun yeterdi. Bundan başkası onun…

  • Şair Hoca

        Bir gece Hoca, birdenbire uyanır; mışıl mışıl uyuyan karısını dürter :     – Kalk, çabuk şu mumu yak, aklıma bir şiir geldi, hemen yazıvereyim!     Deyince, karısı kalkıp mumu yakar, diviti ve kağıdı Hoca’nın önüne koyar.Hoca, çabuk çabuk birşeyler yazdıktan sonra yatmak üzereyken karısı merakla sorar :     – Efendi, şu yazdığını oku bakalım bana!     Hoca nazlanmadan yazdığı…