• ROL İCABI

    ROL İCABI[Hazır Cevaplar Espriler] Eskiden Londra’da kadınların sahneye çıkması âdet olmadığı için, onların yerine kadın kıyafetli erkekler rol oynarmış. Bir gün perdenin açılması çok gecikmiş. Kral II. Charles’in sabrı tükenmiş. Bunun üzerine tiyatro müdürü gelip özür dilemiş: – Af buyurun haşmetmeap, piyesin kraliçesi traş oluyor; biter bitmez perde açılacak. ________________________Hazırlayan: Kerim Melleş, www.hikayearsivi.net

  • UÇAN TABAKLAR GERÇEK Mİ?

    UÇAN TABAKLAR GERÇEK Mİ?[Hazır Cevaplar Espriler] Günümüzdeki ufo tartışması gibi, eskiden de gökyüzünde birtakım uçan cisimlerin görüldüğü iddia ediliyor, bunlara “uçan tabak” adı veriliyormuş. Gazeteci yazar Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu, bu esrarengiz olayı Prof. Salih Murad’a sorar: – Ne dersiniz hocam? Bu uçan tabaklar sizce gerçek midir? Daha önce görülmüş müdür? Profesör, “Deli Nizam”ın sualine gülerek…

  • Bizi De Cemaate Yediresin Öyle Mi?

    Eskiden toplu ramazan yemeklerinde, iftar ziyaretlerinden artan yemekleri, yemek masasına hizmet eden gençler yermiş. Yani artan yemekler onların hakkı imiş.Bir iftar yemeğinde çorba içildikten sonra hoca cemaata:– “Çorbayı arttırmayın israf haramdır. Yemeği bitirmek sünnettir” der. Böylece çorba tamamen biter. Sıra sebze yemeğine gelir, hoca yine;– “Arttırmayın sünnettir” der, yemek biter.Sıra pilava gelir, tatlıya gelir. Hoca:– “Sünnettir” diyerek,…

  • Dalkavuk Sınavı

    Eskiden konaklarda dalkavuk bulundurmak adetmiş. Konağın birinde bir gün Bey demiş ki: – Bir dalkavuk alacağım, filan gün imtihan var, sağa sola haber salınız. Derken o gün gelmiş, kapının önünde dalkavuk adayları sıra olmuş. Biri içeri alınmış. Bey sormuş: – Sen dalkavuk musun? – Evet efendim. – Ama sen dalkavuğa hiç benzemiyorsun. – Olur mu…

  • Her Sallanan Sarhoş Değildir

        Eskiden kadılar mahkemeye getirilen sarhoşların gerçekten alkollü bir içkiden dolayı sarhoş olup olmadıklarına hüküm vermek için, onlara soru sorar, aldıkları cevaplara bakarlardı.    Meşhur Kadı Ebu Cazim’e böyle biri getirilir, o da sorar:    – Söyle bakalım, senin Rabbin kim, peygamberin kim?    Adam gayet ciddi bir tavır takınıp cevabını verir:    – Kadı Efendi, senin o sorduğunu…

  • Şirketten Şirkete Terfi Etmek

        Bugünkü Boğaz hattı vapurları eskiden Şirket-i Hayriye adıyla çalışırlardı. Şirket vapurlarından birinin kaptanı, işi bitince vapurda yatar, evine gitmezdi. Zira evinde Hayriye adında huysuz mu huysuz bir karısı varmış. Dostları, kendisine vapurda konaklamasının sebebini sorduklarında şöyle cevap verirmiş:    – Şirret-i Hayriye’den, Şirket-i Hayriye’ye sığınıyorum.    (Huysuz Hayriye’den, Hayriye şirketi’ne sığınıyorum.)Hazırlayan:www.hikayearsivi.net | KuTuL KuLuB

  • Meşru Döneklik

        Meşhur İtalyan şairi Alfieri’ye sormuşlar:    – Siz eskiden demokrattınız, sonra birdenbire aristokrat kesildiniz. Nasıl değişiverdiniz? İnsan bu kadar döneklik eder mi?     Şair hiç kızmamış, itidalini muhafaza ederek şu cevabı vermiş:    – Eskiden büyükleri gördüğüm için demokrat olmuştum, şimdi küçükleri gördüğüm için aristokrat oldum! Hazırlayan:www.hikayearsivi.net | KuTuL KuLuB

  • Her Seviyenin Edebiyatı Başka

        Eskiden köylü bir genç edebiyat eğitimi için uzak bir şehre gider. Birkaç sene sonra kendi kendine “Artık olacağım kadar oldum, köyüme döneyim.” diye düşünür. Ancak şu yönüyle daha olgunlaşmamıştı: O edebiyatı; her yer ve zamanda gösterişli, ince ve derin manalı kibar sözler söylemek olarak anlamıştı. Ona göre bir köylünün edebiyatı zaten olamazdı.    Bineğine binerek…

  • Ah Katır, Ah…

        Eskiden rüşvetçiliğiyle tanına bir hakim, bir dava ile ilgili olarak davacıdan birkaç halıyı “hediye” anlamında götürmüştür. Ancak davalı da boş durmamış, o da sırtında bazı hediyeler bulunan bir katırı yola çıkarmıştır.    Hakim, kendi prensiplerine göre katırı artık almayacaktır; ama hırs ona “Bir yolunu bulursun, bu yüklü katır kaçmaz.” dedirtip çıkmaza sürükler.    Ancak mahkemede, her…

  • Nikahın Şakası Olmaz

        Çok eskiden, Mısır ülkesinde bir camiden çıkan cemaatin tam karşısında bir kadın durmuş, çıkanları süzmektedir. İçlerinden giyimi kuşamıyla zengin ve namuslu olduğuna kanaat getirdiği birini gözüne kestirir. Ona yaklaşarak yumuşak, acındırıcı bir sesle ve bir düşkün hanımefendi edasıyla der ki:    – Değerli efendim, sakın beni dilenci falan sanmayın; sizden bir şey istemiyorum, sadece küçük…