• ELMA

    ELMA[Aşk Hikayeleri] Ömrünüzün en karanlık günleri, bağrında geleceğin umutlarının tohumlarını taşıyor olabilir. 1942 yılının soğuk bir kış gününde, toplama kampında eli koynunda, umutları tükenmiş bir delikanlı dolaşmaktaydı. Yalnız, kimsesiz ve unutsuzdu. Dışarıdakinden daha soğuktu içi. Ailesini savaşta kaybetmişti. Gelecekten umutlanacağı bir çağda, onun da yüreği, milyonlarca yaşıtı gibi zalim, anlamsız ve amansız bir savaşın gürültüleri…

  • SENİNLE

    SENİNLE[Aşk Hikayeleri] Senelerdir evliydiler. Sevgi ağacını sabırla besleyip meyveÜlerini bu dünyada tatmak, sonsuz hayatta yemekti duaları. Dualarını işiten Yaratıcıları da onlara iki evlât hediye etmişti. Küçük zorluklar, büyük mutluluklar içinde yaşıyorlardı. Bir yaz tatilinde anne ve çocuklar tatile çıktılar. Baba çalıştığı için gidemedi, günleri yalnız geçirmek zorunda kaldı. Ama, yalnızlık ona göre değildi. Sıkıldı, özledi,…

  • HER YERİ DERSHANE YAPANLAR

    HER YERİ DERSHANE YAPANLAR[Tanıdığım Ünsüzler] Vaiz şikayet ediyor “Cemaat camiye vaaz dinlemeye gelmiyor” diyor. Öğretim üyesi talebeden şikayetçi “Derslere katılmıyorlar. İlim öğrenmek için gelmiyorlar. Diploma almak için geliyorlar. Bizim zamanımızda böyle değildi” diyorlar. Bir çok Prof. veya Doçentin dersine öğrencilerin katılmadığı saatte bir başka öğretim görevlisinin fakültenin programı dışında verdiği derslere katılan öğrenciler bir sınıfa…

  • Çarşı Pazar Ağalığı

    Behlül Dana bir gün Harun Reşid’den bir vazife ister. Harun Reşid de ona çarşı pazar ağalığını (denetimini) verir. İşe bir fırından başlamak isteyen Behlül, birkaç ekmek tarttırır. Hepsi normal gramajından noksan gelir. Dönüp fırıncı ya sorar:“-Hayatından memnun musun, geçinebiliyor musun, çoluk-çocuğunla ağzının tadı var mı?” Adam her soruya olumsuz cevap verir. Memnun olduğu bir şey…

  • Otobüste Kadir Gecesi

    EVİ DİDİK DİDİK ARANMIŞ, birkaç kitap ve mektuptan başka bir şey bulunamamıştı. Buna rağmen tutuklanmıştı. Bir polisin gözetiminde, otobüsle Kastamonu’dan Ankara’ya götürülüyordu. Bir sonraki durak Denizli Hapsiydi. 70 yaşlarında ve çok ağır hastaydı. Otobüs çok eski, yollar da çok kötüydü. Bir süre sonra otobüsün sarsıntısından rahatsız oldu. Öndeki bir yolcu, “Hocam siz buraya gelin, ben…

  • Bir Hayat Sönerken Bir Hayat Başlıyor

    Hastahanelerin yüzü soğuktur.Hele geceyse daha soğuk gelir insana.Gündüz polikliniklerde muayene ve tetkik için koşturan insanların sesleri  yavaş yavaş azalmaya başladığında bir başka hüzün çöker… Sadece acildeki sesler  ve çığlıklar duyulur..Bazı servisler de insanlar sessiz sakin uykudayken bazıları yarına çıkmanın endişesini taşır.En sessiz yoğun bakımlar olur…Hemşire yada doktorun ayak sesi ve cihazların sesi birbirine karışır.Odada nefes…

  • Terk Edilmişliğin Acısı

     Meltem herkes tarafından çalışkan ama ketum biri olarak tanınıyordu. Altı yıldır çalıştığı reklam şirketinde adından başka hiçbir şeyini bilen yoktu.Yüzü hiç gülmezdi.Ne kadar komik fikirlerle gelen olsa da  bir tebessüm bile göstermez sadece olumlu yada olumsuz bir fikir yürütürdü.Sadece bazen telefonla konuştuğunda yüzünde hafif bir gülümseme ve tatlı bir ses tonu oluşurdu .Görenler hemen birbirlerine…

  • Yeni Vaiz İle Eski Komünist

    Bir Cuma günü namaza beş dakika kala, cemaatin hepsinin camiye geldiği bir zamanda cemaate: “Başınızı kaldırınız ve bana bakınız. Beni iyi tanıyınız. Ben bu şehre yeni tayin edilen vaizim. Geleli iki ay oldu. Bu pazartesi gününden itibaren köşe başında olan kaymakamlık makamından başlayarak bir sene içinde çarşıda dükkanını ziyaret etmediğim kimse kalmayacak. İş yerinize geldiğimde…

  • Önsöz

    Masallarımdan birkaçının kötü karşılanmaması bu kitabımın da aynı lütfü göreceği umudunu verdi bana. Gerçi belagat ustalarımızdan biri masalların dizelere dökülmesini doğru bulmadı. Onca masalların başlıca süsü, hiç süsleri olmamasıdır. Şiir sanatının baskısı dilimizin ağırbaşlılığıyla da birleşince, çok yerde beni aksatacağı, çoğu masalın az ve öz söyleme özelliğini bozacağı kanısında kendisi. Azla özü söylemek masalın canı…