Enver Paşa gibi birkaç ihtiraslı deneyimsiz paşanın maceraperest icraatları sonrasında Osmanlı bir anda İttifak Devletleri’nin yanında savaşa girmişti. Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan’ın yanında; İngiltere, İtalya, Fransa, Rusya ve daha sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin karşısında…
Daha savaş başlamadan asker sayısı ve savaş teçhizatı bakımından İtilaf Devletleri’nin, İttifak Devletleri’nin iki katı olmasından anlaşılıyordu ki, savaşın galibi İtilaf Devletleri olacak. Nitekim öyle de oldu. Dört yıllık kanlı bir mücadele sonrasında İttifak Devletleri bir bir teslim oldu. Osmanlı da 1918’de imzaladığı Mondros Ateşkes Antlaşması ile savaştan çekildi. Çekildi ama şartlar çok ağırdı. Orduya, donanmaya, demir yollarına, tünellere, silahlara… el konulmuştu. Bu şartlarda devletin yaşaması mümkün değildi.
Vahdettin, işte böyle sisli bir dönem yaşanırken Çanakkale Savaşlarında ünlenen Mustafa Kemal Paşa’yı, 9. Ordu Müfettişi olarak Samsun’a vazifelendirmek üzere saraya çağırdı.
Yıldız Sarayı’nda gerçekleşen görüşmede son Osmanlı padişahı Vahdettin, küçük bir odada Mustafa Kemal’i kabul etti. Hemen hemen diz dize oturdular.
Padişahın sağında mini bir masa üzerinde güzel ciltlenmiş kalınca bir kitap, bir Osmanlı tarihi vardı. Pencereden Boğaz, Boğaz’ın mavi sularında birbirine paralel dizilmiş ve toplarını saraya çevirmiş olan düşman savaş gemileri görünüyordu. Padişah, ona dedi ki:
– Paşa, devletimize çok hizmet ettin, bunların hepsi artık bu kitaba geçmiştir!
Elini Osmanlı tarihi kitabına koydu, bastı ve ilave etti:
– Tarihe geçti!..
Sonra dedi ki:
– Bunları unutunuz. Asıl bundan sonra yapacağınız hizmet şimdiye kadar yaptıklarınızdan mühim olacaktır. Paşa, isterseniz devleti kurtarabilirsiniz!..
Mustafa Kemal Paşa cevap verdi:
– Bu yolda elimden geleni yapacağıma emin olmanızı rica ederim.
Vahdettin:
– Muvaffak olunuz, diyerek ayağa kalktı. Ziyaret sona ermişti.
Kaynak: Yılmaz Çetiner, Son Padişah Vahdettin, Milliyet Yay., S:127
Kaynak:Padişahlardan Hazır Cevaplar,Ali Karaçam
Meriç Yayınları, Şubat-2007, İstanbul
Hazırlayan:www.hikayearsivi.net | KuTuL KuLuB
OKUDUN
0%
TEBRİKLER… Bu hikâyeyi sonuna kadar okudun.

Rahmetli Vahdettin Osmanli Devleti’nin son anlarini yasadigini biliyor, hissediyor ve nasil Selcuklular Osmanlilara bayragi devretmisse, oda Atatürk’e veriyordu. Bunu idrak eden cok az insan var. Sadece Atatürk degil, Vahdettin’de büyük bir devlet adami idi. Onu Osmanli Devleti’nden daha da önemli olan Milletinin gelecegi ilgilendirdi. Devletin yikilmasi pahasinada olsa Milleti esirlikten kurtaracak tek kisi olan Atatürk’ü 25.000 gibi büyük bir sermaye olan altinla hem yeni bir devlet kurmaya Samsun’a gönderdi… Saygilarimla Semayildiz