• Sana Bir Müjdem Var

        Öğretmen Murat Bey, sabah evden çıkarken içindeki sıkıntıya bir anlam veremedi. Kapıda kendini uğurlayan hanımına:    – İçimde garip bir duygu var, sanki bir şey olacakmış gibi, canım sıkılıyor, dedi.     Hanımının verdiği cevap kulaklarında yankılandığında ayakkabılarını bağlamıştı. “Allahaısmarladık”, diyerek merdivenleri koşar adımlarla indi.    Bugün nöbetçiydi okulda. Erken çıkmıştı evden. Henüz sokaklar boştu. Aralıklarla birkaç…

  • Tikkat!..

        İmamlık yaptığı köyde yılları geçmişti. Köyden bir şikâyeti yoktu aslında. Köy muhtarından hane sahiplerine kadar hepsi gereken özeni gösteriyor, adeta hizmette yarışıyorlardı.     Hem köyde imamlık yapıyor, bir taraftan da okuluna devam ediyordu.  Okuluna devam edebilmesi, müftünün anlayışlı davranışı sebebiyle mümkün olabiliyordu Okuyanlara karşı özel ilgisini her toplantıda dile getiriyor, yüksek tahsilin insana kazandırdıklarını…

  • Umutların Bittiği Yer

        Altı gün önce nişanlanmıştı. O günden beri heyecandan yerinde duramıyordu. Askerdeki nişanlısının gelmesine az kalmıştı. Gelince hemen düğünü olacaktı.     Yıllarca bu günü beklediğini düşünerek için için sevindi. Şunun şurasında ne kalmıştı ki, birkaç ay sonra nişanlısının askerliği bitecekti.     Çeyizinin tam olmaması canını sıkıyordu. Eksiklerini tamamlamayabilmenin telaşıyla günleri geçiyordu.    Komşu kızları akşam, Miyase’nin…

  • Sel

        Bilgehan, her sabah yaptığı gibi aynanın karşısına geçti, dakikalarca kendisine baktı. Süslendi; saçlarına jöle sürdü, parmaklarıyla tarar gibi yapıp şekilden şekle koydu. Okulda yasak olmasına rağmen cep telefonunu yanına aldı.    Alnının köşesindeki anaforu andıran görüntü, gür saçlarının en belirgin özelliğiydi. İnce uzun boyu ve kendisine has yürüyüşüyle, bakımlı hali, gözden kaçmıyordu.     Pencereyi açıp…

  • Yaşadığı Gibi Öldü

        Çocuklarının hepsi başına toplandı. Üzüldüklerini belli etmek istercesine “ah, vah” ediyorlar, bağırıp çağırıyorlardı. Yaşı yolun yarısını geçmiş olan en büyük kızı, kapının yanındaki mindere oturmuş; gözlerinden akan yaşı başörtüsünün ucuyla siliyor, çok ağlamaktan kızarmış burnunu defalarca peş peşe çekiyordu. Köşede yatan babasına ara sıra gözlerini, yöneltiyor, tekrar kucağına indirip düşünüyordu.     Köşede boylu boyunca…

  • Su

        Güneşin kavurduğu topraktan çıkan alev, insanların yüzünü yalıyordu. Bir ağaç gölgesi, bir duvar dibi veya koyu bir gölge, bu sıcakta insanlar için rahatlatıcı olabilirdi. Köydeki bu durum içecek suyu bile bulamamaktan kaynaklanıyordu.     İçme suyunu bazen ellerindeki bidonlarla, genellikle de hayvanların sırtında bin bir zahmetle getiriyorlardı.      Su en kıymetliydi. Boşa harcanması söz konusu…

  • Semer

        Serdar öğretmendi. Hem de acar olanlarından. Ufku geniş, hazır cevap ve idealist…    Devlet, hizmet etmesi için doğunun uçsuz bucaksız köşelerinden birine gönderdi onu. Hiç tasa etmedi. “Nasıl olsa bu vatan bizim, bizden hizmet bekliyor. Bizim görevimiz de öğretmek, bunu her nerde olursa yaparım” düşüncesiyle gönlünü ve sözünü hoş tutuyordu.     Görev yaptığı köyde yapacak…

  • Maçı Kaçırmayalım

        Hava oldukça sıcaktı. Camiden çıkanlar, ağaçların altındaki derme çatma tahtalardan yapılan yerlere oturdular. İkindi olmasına rağmen hararet sönmemişti. Bu senenin çok sıcak olduğu konuşuldu dakikalarca.     Yukarı kapıdan giren orta yaşlardaki kişinin üzerinde buluştu tüm gözler. Kendine bakıldığını hisseden adam, biraz utandı. Güneşin kavurduğu yüzü esmerleşmişti. Bir sıkıntısı olduğu belliydi. Elini cebinden çıkardı. Selam…

  • İcra

        Dairedeki yoğunluk her zamanki hızıyla devam ediyordu. Masasının üzerindeki evrakları okumaya başladı. Bir, iki, üç derken kafası yine allak bullak oldu. İçinden “bütün yazıları göndermek zorundalar mı?” diye söylendi. Gerçekten kendilerini ilgilendirsin ilgilendirmesin bütün yazılar gönderiliyordu.     “Yanlış, bu çok yanlış” dedi kendi kendine. Bunca zamana, bunca emeğe bunca kâğıda yazık oluyor, diye söylendi.   …

  • Güneş Tutulması

        29 Mart 2006…    Sabahın ilk saatleri olmasına rağmen hava bir hayli sıcaktı. Başını yukarıya doğru kaldırdı. Gözlerini kısarak güneşe baktı.     Kendi kedine: “Bugün çok sıcak olacak galiba.” dedi. Baharın geldiğini müjdeliyordu adeta. Yolun üzerindeki kayısı ağaçları kar beyazı bir gelinlikle, bakanlara neşe saçıyordu. Bahar, çiçeklerde hayat bulmuştu.     Tabiat, kıştan sonra yeniden diriliyor;…