– Komutanım, fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim? dedi.
“Delirdin mi?” der gibi baktı komutan… “Gitmeye değer mi? Çok fazla kurşun yemiş ve delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın. Seni de kaybetmek istemem”
Asker ısrar etti ve komutan “Peki” dedi, “Git o zaman, Biz seni koruyacağız”
Asker o korkunç ateş yağmuru altında yerde yatan mücahide ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Komutan kanlar içindeki askeri muayene etti. Sonra onu sipere taşıyan arkadaşına döndü:
– Vurulmuş… Sana hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim.
– Değdi komutanım, dedi asker.
– Nasıl değdi? dedi komutan. “Ölmüş görmüyor musun?”
– Yine de değdi komutanım, dedi asker. Çünkü yanına ulaştığımda arkadaşım henüz sağdı. Ve onun son sözlerini duymak benim için dünyalara bedeldi.
Ve hıçkıra hıçkıra şunları söyledi asker:
– “Geleceğini biliyordum Abdullah… Geleceğini biliyordum” dedi bana…
OKUDUN
0%
TEBRİKLER… Bu hikâyeyi sonuna kadar okudun.

ben blyodum bu hikayeyi ama tekrar okuduğumda bile etkilendim….
Birine kalpten inanmak ve güvenmek ,en önemliside böyle bir dosta sahip olmak.Allah hepimizi iyilerle karşılaştırsın.
Hikayeyi çok begendim ben sitenize girmedim ama çok sevdiğim bir arkadaşım mail adresime gönderdi ben inanıyorumki bencillik olmayıp sadakat olduktan sonra daima böyle dostluklar var olacaktır
arkadaşlık gerçekten de herşeyden önce gelmeli
bu hikayeyi cok begendim
gercekten oldumu aceba??
olduysa,ne büyük dostluklar var,
cok etkilendim