Recai Kutan anlatıyor:
12 Eylülden sonra Kirazlıdere Tutukevindeyiz. Bir gün Tutukevinin penceresinden aşağıdaki bahçeye neredeyse adım başında bir tüfekli nöbetçi koyulduğunu gören bir MHP’li arkadaş şikayet yollu şöyle söyleniyordu:
– İnsaf be yahu. Bizler ki yıllarca bürokrasinin en üst kademesinde hizmet görmüş parlamenterlik yapmış kimseleriz. Aramızda 10’dan fazla eski bakan da var. Bu yaptığınız iş mi sanki. Yani kaçacak mıyız? Neredeyse bir tabur nöbetçiyle bizi bekleyecekler.
Karşıdan Süleyman Arif Emre’nin sesi yükseldi:
– İnsaf sana kardeşim bir de şikayet ediyorsun. O askerler sen kaçmayasın diye değil, dışarıyı kasıp kavuran pahalılık içeriye girmesin diye bekliyorlar. Traş 5 lira, ayakkabı boyama 2,5 lira, büyük bir bardakla çay ve ıhlamur 5 lira. Yemek, hamam, yatak da bedava. Yani sımsıkı beklemesinler de pahalılık buraya da mı girsin?
OKUDUN
0%
TEBRİKLER… Bu hikâyeyi sonuna kadar okudun.

çok harika bir hikaye gerçekçekten.. ancaqk üzülerek söylüyorum ki akp nin tahribatı 12 eylülün tahribatından çok daha büyük bakalım akp nin tahribatı bize nasıl bir bedel ödetecek?