1936 yılının ilkbahar günlerinden biriydi. Ankara’daki Orman Çiftliği sabahın erken saatlerinde hareketlenmişti. İşçiler tarlalarda ve fidanlık alanlarında çalışmalarına başlamış, herkes kendi işiyle meşguldü.
O sabah çiftliği gezmekte olan Atatürk, yanında yaveriyle birlikte çalışan işçilerin arasından geçiyordu. Bir noktada gözü, çapasını büyük bir gayretle kullanan genç ve güçlü bir işçiye takıldı. İşçi işine öylesine dalmıştı ki yanına yaklaşan kişinin kim olduğunu fark etmedi. Çapanın kaldırılıp indirilmesi sırasında sıçrayan birkaç toprak parçası Atatürk’ün ayakkabılarına kadar ulaştı.
Atatürk durdu. İşçiyi bir süre sessizce izledikten sonra gülümseyerek seslendi:
— Nerelisin evladım?İşçi çapayı yere dayadı.
— Kastamonuluyum beyim.
— Askerlik yaptın mı?
— Yaptım. Sakarya’da bulundum. Sonra terhis oldum.
Atatürk, genç adamın düzgün duruşundan ve kuvvetli görünüşünden hoşlanmıştı. Birkaç dakika daha sohbet ettiler. Konu köy hayatından, askerlik günlerinden ve memleket meselelerinden açıldı.
Sohbet sırasında Atatürk, işçinin güreşe meraklı olup olmadığını sordu.
— Güreşir misin?İşçi gülerek cevap verdi:
— Elhamdülillah, biraz güreş tutarız beyim.
Bunun üzerine Atatürk de şaka yollu:
— Öyleyse bir yoklayalım bakalım, dedi.
İkisi kısa süreliğine el ense tutuştu. Bu, bir müsabakadan çok dostça bir kuvvet denemesini andırıyordu. İşçinin güçlü olduğu belliydi. Atatürk de onun çevikliğini ve samimiyetini takdir etmişti. Birkaç dakika süren bu neşeli karşılaşma gülüşmeler arasında sona erdi.
İşçi, karşısındaki kişinin Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olduğunu hâlâ bilmiyordu.
Atatürk vedalaşıp uzaklaştıktan sonra yaverine dönerek:
— Bu genç iyi bir evlat. Kendisine birkaç günlük yevmiyesi kadar yardım verelim, dedi.
Yaver parayı götürdüğünde işçi önce almak istemedi.
— Ben bir şey yapmadım ki, neden para veriyorsunuzBir
süre ısrar edilince kabul etti. Ancak merakı artmıştı.
— Az önce konuştuğumuz bey kimdi?diye sordu.
Yaver kesin bir cevap vermeden gülümsedi. Bir müddet sonra Atatürk’ün makam aracını görünce genç işçi gerçeği anladı. Şaşkınlık ve heyecan içinde aracın yanına koştu.
— Paşam, sizi tanıyamadım. Kusuruma bakmayın, dedi.
Atatürk, onun bu samimi mahcubiyetine tebessümle karşılık verdi.
— Ne kusuru evladım. Burada sen vazifeni yapıyorsun, ben de seni ziyaret ediyorum. Çalışan insanın başımızın üstünde yeri vardır.Bir süre daha sohbet ettikten sonra işçinin omzuna dostça dokundu ve görevine dönmesini istedi.
İşçi o gün işinin başına dönerken, yalnızca ülkenin Cumhurbaşkanı ile karşılaşmış olmanın değil; kendisine değer veren bir devlet adamıyla sohbet etmiş olmanın sevincini taşıyordu.
Kaynak: Cevat Abbas GÜRER, Yakınlarından Kerim
Hazırlayan: Kerim Melleş, Atatürk’ten Hikayeler. www.hikayearsivi.net

BU HİKAYEYİ OKUYANLAR ŞUNLARI DA OKUDU