Hikaye Öykü Masal Arşivi

 Ehli Sünnet Alimi, Şeyh İsmail Çetin Hocaefendi'nin Eserleri, Sohbetleri ve Hakkında Herşey...

Hikayelerin Dünyasına Açılan Eşsiz Bir Kapı

27 Eylül 2020

Sık Kullanılanlara Ekle  Anasayfan 
              Yap Ziyaretçi Defteri

  Islak Seccade (Gerçek Hayattan Hikayeler) :. Hikaye Öykü Masal Arşivi .:

MENÜLER
Ana Sayfa
Arşiv
Sitenize Ekleyin
Hikaye Ekleyin
Editörlere Mesaj Gönder
Editörlük Başvurusu
Yardım / İletişim
Reklam
Basında HikayeArsivi
Künye
Ziyaretçi Defteri
Tavsiye Siteler
HİKAYE KATEGORİLERİ
İbretli Hikayeler
Dini Hikayeler
Yaşanmış Hikayeler
Duygusal Hikayeler
Sevgi Hikayeleri
Aşk Hikayeleri
Din Büyüklerinden Hikayeler
En Güzel Dini Hikayeler
Masal Demeti
Hayatın İçinden Hikayeler
İran Hikayeleri
Dostluk Hikayeleri
Mevlanadan Hikayeler
Kıssadan Hisseler
Çocuklar İçin Hikayeler
Doğruların Öyküsü
Komik Hikayeler
Nasreddin Hocadan Hikayeler
Sahabeden ve Evliyaullahtan Hikayeler
Kurandan Hikayeler
Resulullahtan Hikayeler
Kelile ve Dimne
Tarihi Gerçekler
Gerçek Hayattan Hikayeler
Türk Tarihinden Damlalar
Bediüzzamanla Yaşayan Öyküler
Diyanetten Hikayeler
Renkli Hikayeler
Sesli Hikayeler-Masallar
Resimli Hikayeler
Sizden Gelen Hikayeler
İngilizce Hikayeler
Padişahlardan Hikayeler-Öyküler
Türkü Hikayeleri
Tarihi Hikayeler-Öyküler
Siyasi Hikayeler-Hatıralar
Öğretici Hikayeler
Hüzün Zamanı Hikayeleri
Hazır Cevaplar Espriler
Dede Korkut Hikayeleri-Destanlar
Keloğlan Masalları (Görüntülü)
La Fontaine Masalları
Atatürk Hikayeler - Hatıralar
Tanıdığım Ünsüzler
Gazali İHYAdan Hikayeler
Ramazan-Oruç Hikayeleri

Hikaye-Öykü Ara



[Detaylı Arama]


Yeni Eklenen 15 Hikaye
Radar Var
Yok Oluşun Filizlenmesi
Yanılgının Gözyaşları Ve Benlik Kavgası
Ayşecik ve Yasemin Sultan
Şöhretin Bedeli
Bücür Zürafa
Deve Kervanı
Nerede Görüşelim
Rafadan Yumurta
Sabrın Zirvesi
Recep Ayında Oruç
Oruçlu Musunuz, Değil Misiniz?
Oruç İman Ettirdi
Orucu Bazen Bozmak Gerek
Onların Ameli Yok

En Çok Okunan 15 Hikaye
Bir Bebeğin Yarım Kalmış Günlüğünden
The Adventure of the Three Garridebs
Dracula - Story
İşte Aşk
Uyuyan Güzel
Hz. Yunus Ve Balık
Sevgi Üç Türlüdür
Uyku Masalı
Dostluğun Öyküsü
Hansel Ve Gretel
Haddini Aşmanın Zararı
Ona "Sevdiğinizi" Söyleyin
Evlilik
Çirkin Ördek
On Çinli


Reklam ver

Mail List
Sitemizin yeniliklerinden ilk sizin haberiniz olsun.
İsim:
Mail:
 


Editör Giriş

Google
Sitemiz hakkındaki görüşlerinizi ZİYARETÇİ DEFTERİNE yazarsanız seviniriz.


Ziyaretçilerimiz ve Hikaye Dostlarının Dikkatine:

www.hikayearsivi.net olarak 2002 yılından itibaren yayın faaliyetimizi sürdürmekteyiz. İnternet üzerinde yayın yapan birçok sitenin içeriğinde, sitemiz içeriği kullanılmaktadır. İlk defa birçok kategori altında hikaye-öykü ve masalları paylaşmaya başlayan sitemiz, bu konuda da diğer sitelere örnek olmuştur. Sitemizin ve içeriğinin genişlemesine ve sitemizin tanıtımına siz değerli ziyaretçilerimizin katkısı çok önemlidir. Sitemiz içeriğini paylaşırken, mutlaka kaynak olarak www.hikayearsivi.net den alıntılandığını belirterek içeriğimizi kullanabilirsiniz. Unutmayın ki kaynak belirtmeden, içeriğimizi alan onlarca site ve ziyaretçi, çalışmalarımızdaki emeğe karşı bizi şevksiz bırakmaktadırlar. Lütfen sitemizin tanıtımına sizde katkı sağlayın. (A.Kerim MELLEŞ & Mehmet Zahid MELLEŞ)

Islak Seccade











    Aslı üniversite imtihanlarının kazanamamış,ailesi de onu bir daha ki sene kazanır düşüncesiyle dershaneye gönderiyordu.Lise zaten oldukça yoğun geçmişti onun için.Son yazılılara kadar işin ciddiyetinin farkında değildi aslında. Ailesi onu anlamıyor o ise en deli olduğu dönemini yaşıyordu oysa.Kanının en deli aktığı bir dönem.Arkadaşlarıyla gezmek,eğlenmek,sinema,tiyatro,cafe,park vesaireler dururken evde ders çalışarak bu en genç günlerini harcıyordu.Hem ne olurdu sanki üniversiteyi kazanamayıp,hayatına bu şekilde devam etse? Ne olurdu sanki ailesi onu rahat bıraksa?Ama her gün anne ve babasından bir yığın nasihat dinlemek hiç hoşuna gitmiyordu. Onu son derece rahatsız eden konuşmalardı bunlar;

    - Kızım bak bu senin hayatında bir dönüm noktası.İş fırsatı bakımından,geleceğin için çok önemli.Bizim Anne-babalarımız böyle uğraşmadılar bizimle.Hem ne güzel olurdu bende okuyabilseydim.Birkaç kuruşa talim etmezdim.Fabrikada benden aşağıda olanlar sırf üniversite mezunu diye müdür ve yardımcıları oluyor krallar gibi yaşıyorlar.Oysa benim sırtımdan ter akıyor yine de onların maşının yarısını bile alamıyorum.Aklını kullan kızım çalış,çalış.

    Aslı bu nasihatlerden bıkmış,sırf bunları duymamak için ders çalışıyordu.Dershane başlayalı henüz bir hafta olmuştu.Sınıftakilerin bir çoğu da onun gibi dersleri ciddiye almayarak,ailesinin zoruyla gelenlerdi.Zaten çok ta kalabalık sayılmazlardı.O gün yeni biri daha gelmişti sınıfa.Öğretmen kendisini tanıtmasını istediğinde genç kız mahcup bir şekilde kalkarak tanıttı kendisini;

    - Arkadaşlar merhabalar.Adım Şule.Ben de pek çoğunuz gibi geçen sene istediğim puanı tutturamadım.Okulda sınava hazırlanmak oldukça zor.Geçen sene de dershane deneyimim olamamıştı.Kısmet bu seneymiş.İnşallah bu sene de sınava girmeyi düşündüğüm için buradayım.Hakkımızda hayırlısı neyse o olsun.Zamanla birbirimiz daha iyi tanırız inşallah.

    Öğretmen genç kıza teşekkür ederek boş olan Aslının yanına oturmasını söyledi.Genç kızda utangaç bir edayla arkadaşının yanına ilişti.Aslı yanına oturan kızı süzdü önce.Kendisinde oldukça farklı bir görünüşe sahipti Şule.Başı sıkı sıkıya kapalı,topuklarına kadar uzun dış kıyafetiyle çok sade giyinmişti.Oysa Aslı,iddialı kıyafetleri tercih ederken yüzünü ön planda gösterecek makyajını yapmadan dışarı çıkmazdı.Yanına utangaç bir şekilde oturan genç kızın mahcubiyetten kızaran yanakları,ışıl ışıl parlayan gözleri,ağır başlı hali ve tavrıyla o kadar güzel gözüküyordu ki.Aslı göz ucuyla süzdüğü genç kızın kulağına eğilerek;

    - Hoş geldin.Umarım dersi anlarsın.Çünkü ben bir şey anlamıyorum.Bu sıcakta gezmek varken burada bu konularla uğraşmak çok sıkıcı değil mi?

    Genç kız tebessüm ederek karşılık verdi;

    - Hoş bulduk. Bu sıcak karşılama için teşekkürler.Gerçektende hava güzel.Ama bu güzelliği ders çıkışı da değerlendirebiliriz.Derse kendini verememen de gayet doğal.Matematik gerçekten de zor bir derstir.Laf aramız da,bana da ağır geliyor ama ne yapalım anlamak zorundayız.

    Daha sonra öğretmenin kendilerine baktığını hisseden Şule susarak dinlemeye koyuldu.

    Ders bitmiş eve gitmek üzere hazırlanıyorlarken Aslı merakla sordu;

    - Bu civarda mı oturuyorsunuz?

    - Sayılır. İki durak ötede. Yürüyorum anlayacağın. Ya sen nerede oturuyorsun?

    - Bende az ileride yolumuz aynıysa birlikte çıkalım mı? Tabi bir bekleyenin ve uğrayacağın bir yer yoksa şayet.

    - Yok. Eve gidiyorum.Bu gün burada gördüğüm dersleri tekrar edersem daha iyi anlıyorum.Beraber çıkalım inan çok sevinirim.

    İki genç kız kitaplarını toparlayarak çıktılar dışarıya.Kapıdan çıkar çıkmaz güneşin kavurucu sıcağı bunaltmıştı Aslı yı.Oysa kısa kollu gömleği ve ince pantolonu vardı üzerinde.Yanındaki arkadaşına bakıp,onun sıcaktan daha fazla etkileneceğini düşünerek üzüntülü bir şekilde sordu;

    - Çok sıcakmış değil mi? Sen daha fazla terlemiş ve sıcaktan bunalmış olmalısın.

    Arkadaşı yine o masum gülücükle karşılık verdi;

    - Yoo. Beni bunaltmadı. Üzerimdekileri birkaç senedir taşıdığım için alışığım. Galiba biraz da terlememeye ve bunalmamaya şartlandırıyorum kendimi.Düşünmüyorum yani

    - Peki ailen mi istedi bu şekilde kapanmanı?

    - Hayır onlar sadece bana anlattılar bende kabul ettim. Zorlama yok. Zoraki olmaz zaten. İnsanın yürekten istemesi lazım.Başka türlü verimli olamaz ki insan.

    - Benim ailem bana bir şey anlatmadı.Onların önem verdiği tek şey üniversiteyi kazanmam.Başka bir şey duymadım onlardan.Sınavı kazanırsam hayatımın kurtaracağımdan bahsediyorlar sürekli.

     - Ne güzel işte.Sınavı kazanmanı istiyorlar demek ki.Aslında bu dünyada bir sınav. Kazananlar,kazanamayanların olduğu cezanın ve mükafatın olacağı bildirilen bir sınav.Üniversite imtihanını kazandığın da bu dünyanı kurtarıyorsun.Bu dünyadaki imtihanı kazanınca da Ahiretini kurtarıyorsun.Yani ebedi kalacağın yurdunu belirliyorsun? Hangisi daha kalıcı?

    Aslı şaşırmıştı.Soracak o kadar soru vardı ki ama eve gelmiş ayrılmaları gerekiyordu.

    - Şule tanıştığımıza memnun oldum.İyi ki bizim sınıfa geldin.Seninle iyi anlaşacağız galiba.

    - Evet çok iyi anlaşacağız.İnan bende çok memnun oldum.Daha sonra detaylı konuşuruz inşallah.Yarın görüşmek üzere.Allah’a emanet ol.

    Aslı ne diyeceğini bilemediğinden sadece;

    - Sende.

    Diyebildi.Evin kapısına yönelmişti ki arkasına dönüp giden arkadaşına baktı.Kendinden o kadar farklıydı ki konuşmaları,giyim tarzları,hatta şikayet ettikleri şeyler bile farklıydı onunla.Ama yine de sevmişti bu genç kızı.En azından samimiydi,içtendi,doğaldı.Bu da kısa bir okul arkadaşlığı için yeterliydi.Her zaman ki gibi yorgun bir şekilde eve attı kendini.Odasına çekilmiş,bütün kitapları yatağın üzerine boşaltıp hangi dersi kontrol etmesi gerektiğine karar verememişti. Annesinin hazırladığı ve odasına getirip bıraktığı yemeğini bitirince ders yapmaya başladı.Aslında canı hiç istemese de annesinin nasihatlerini dinlemektense bu kasvetli odada ders yapmayı tercih etmişti.Odaya göz gezdirdi sonra.Duvarlarda ki popçuların resimlerine baktı uzun uzun.Onlar da kendisi gibi uğraşmışlar mıydı acaba?Tıpkı onun gibi odalarına kapanıp saatlerce ders çalışmışlar mıydı?Hayatlarını imtihan kazanma hırsıyla ertelemişler miydi?Onun gibi uğraşmışlar ve saatlerce nasihat dinlemişler miydi?Şimdi bolluk içinde,şöhret olarak gününü gün eden bu insanlar nasıl örnek oluyorlardı ona?

    Yoksa her şeyi bir kenara bırakıp duvarlarını süsleyen bu insanlar gibi kısa yoldan para,şöhret ve itibara kavuşmak için onları mı örnek almalıydı? Hep zirvede olan ünlü ve zengin bir şarkıcı olmak ne güzel bir hayal di bu.O zaman kimse ona nasihatte bulunamaz,kimse ders yap diye baskı uygulayamazdı.İnsanlara o hükmeder ve ünlü biri olarak refah içerisinde yaşar giderdi.Sonra şöhretin doruğunda uyuşturucunun tuzağına düşenleri hatırladı.Ailelerinden kopan ve mutluymuş gibi gözükmeye çalıştıklar geldi aklına.Aile kurmaktan bile aciz birbirlerinin kucağında gezen bir yığın insandı bunlar.Her şeyleri sahte,güzellikleri,gülüşleri,dostlukları,sevgileri her şeyleri sahteydi bunların.Ya sonları o hepsinden beterdi.Ya ucuz bir otelde yalnız ölüp gidiyorlardı veya bakacak kimseleri olmayınca tanımadıkları insanlara muhtaç oluyorlardı.Bir kısmı da uyuşturucu kurbanı olarak izbe bir yerde bulunuyordu cesedi.Güzellikleri,şöhretleri,itibarları yok olunca zaten psikolojileri de bozuluyordu bir çoğunun.Tüm bunları düşünürken uzandığı yatağında derin bir uykuya dalıp gitmişti bile.

    Ertesi gün geç vakit kalkıp yine her zaman ki gibi isteksiz bir şekilde dershaneye gitmek üzere çıktı evden.Sınıfa girdiğin de arkadaşları çoktan gelmiş.koyu sohbete başlamışlardı bile.Şule Aslıyı görünce tebessüm etti yine.Arkadaşını görünce sevinmiş sıranın üzerine yaydığı kitaplarını kendi tarafına çekerek;

    - Hoş geldin Aslı.Nerede kaldın? Gelirken sana uğrayıp beraber geliriz diye düşündüm ama ailen ne der düşüncesi beni engelledi.

    - Keşke zile bassaydın ben inerdim,beraber konuşa konuşa gelirdik. Ben yolda sıkılıyorum.

    - Tamam inşallah yarın zile basarım,beraber geliriz.Ders çıkışı sende bize gelirsin beraber hem ders çalışırız hem konuşuruz.Anneme senden bahsettim.Oda çok çabuk arkadaş edinmemden dolayı çok sevindi.Seni merak ediyor bir gün gel de sizi tanıştırayım.

    Aslı olur manasında başını sallarken öğretmende içeri girmiş derse başlamışlardı bile.

    O gün yine olağan bir şekilde ders dinleyerek geçmişti.Dersin bir an önce bitmesi eve gitmek için can atıyorlardı.Çıkışta yine Aslı ve Şule beraberlerdi.Aslı merakla sordu yine;

    - Dün okul çıkışı ne yaptın bakalım?

    - Biraz ders yaptım biraz da anneme yardım ettim.Akşam da misafirlerimiz vardı onlarla geç vakte kadar sohbet ettik.Gelen uzaktan bir akrabamız oda örtülü üniversite imtihanına girmiş fakat örtülü olduğu için derslere alınmayınca o da okulu bırakmak zorunda kalmış.Bizim başımıza da aynı şeyin gelmesinden endişe ettiğini anlattı.Kendisini her konuda geliştirmiş birisidir.Benimde İslam’la gerçek mana da tanışmama o vesile oldu aslında.

    - Örtülüleri derse almazlarsa sende açarsın.Okumak daha önemli değil mi?Hem okul bitince tekrar kapatırsın.

    Şule üzgün bir şekilde cevap verdi;

    - Allah’ın izniyle böyle bir şey asla yapmam.Hani dün konuşmuştuk hatırladın mı? Bu dünyanın imtihanıyla Ahiretin imtihanını.

    - Evet hatırladım..

    - İşte bu dünya da diploma alabilmek uğruna neden gerçek ve kalıcı hayatımı mahfedeyim.Sonuna kadar direnirim,hakkımı ararım ama asla ve asla inandığım değerlerden taviz vermem.

    - Belli olmaz o gün belki de mecbur kalır ve bir yolunu ararsın.Peruk gibi .şapka gibi.Demokrasilerde çareler tükenmez.

    Şule tebessüm ederek karşılık verdi.

    - Bu kimi kandırmak olur sence? Allah’ımı, beni oraya almayanları mı yoksa kendimi mi? Kimi kandırmış olurum bu şekilde? Neyse bunları daha sonra konuşuruz.Sen neler yaptın bakalım?

    - Hep aynı bizim evde pek renk yoktur her kes kendi halinde ben odamda ders yaparken annemler ses bile yapmazlar.Benim daha fazla çalışıp,sınavı kazanmam için ellerinden gelenleri yapıyorlar.

    - Bunu bu şekilde bilmek sana daha ağır sorumluluk yükler değil mi?

    - Aslında öyle olması gerek ama bana yüklemiyor sadece sinir ediyor.Beni yarış atı gibi görmeleri hayatımı sadece kazanmam gereken sınava bağlı görmeleri çok rahatsız ediyor.Ya kazanamazsam sorusu daha ağır geliyor.

    Şule arkadaşının olumsuz tavrına üzülmüştü.Arkadaşını rahatlatacak bir teklif geldi aklına

    - Aslı ailen bize gelmene izin verirse, bize gidelim de beraber ders yaparız,sohbet ederiz,hem seni annemle tanıştırırım.

    - İzin verirler herhalde.Geçerken bir sorarız tamam mı?

    Bu arada konuşmaya dalmışlar Aslı ların kapısına gelmişlerdi bile.Aslı arkadaşına dönerek;

    - Sen bir dakika bekle ben anneme sorayım hemen gelirim olur mu?

    - Tamam Aslı ben seni burada bekliyorum.

    Aslı koşarak çıktı merdivenleri.Kısa bir zaman sonra neşeyle dönmüştü Şulenin yanına.

    - Tamam geliyorum.Annem sıkı sıkı ders çalış ama diye tembih etti.

    Sevinçle yola devam ettiler.Yol boyunca yine koyu sohbet içindeydiler.Aslı,Şule lerin evine geldiğinde Annesi ile tanışınca şaşırmıştı.Hem kızını hem de onu gülerek karşılayan Şulenin annesi her ikisini de öperek hoş geldiniz demesi çok hoşuna gitmişti.Şule;

    - Aslı sen keyfine bak.Bir şeyler atıştırıp derse başlarız ama önce ben namazımı kılayım tamam mı arkadaşım.

    Aslı şaşkın bir şekilde tamam manasında başını sallayarak salondaki koltuğa oturup beklemeye başladı.Şule abdest almış karşıdaki odada namaza durdu.Aslı uzaktan onu görebiliyordu.Dikkatli bir şekilde,kendinden geçmiş halde de namaz kılan genç kızı seyretmeye başladı.Ayakta ellerini göğsünde bağlamış,bir şeyler mırıldanıyordu.Şulenin yüz ifadesi dikkatini çekti sonra.Bazen yüzü asılıyor,bazen tebessüm ediyor,bazen de sanki sevinçli bir haber almış gibi rahat bir şekilde devam ediyordu namazına.Aslı hayranlıkla seyrediyordu arkadaşını.Şule terapide gibi rahatlıyor casına kılıyordu namazı.Aslı namaz kılan çok insan görmüştü ama hiç birinde bu huşuyu görememişti.Namaz kılarken amcasını defalarca görmüştü.Babannesini ve diğer insanları da seyretmişti namaz kılarlarken ama hiç birinde bu şekilde etkilendiklerini görmemişti.Şule secdeye gittiğinde uzun süre kalkmıyor dakikalarca duruyordu secdede.Her hareketini takip etmeye başladı Şulenin.Her tavrı,her hali etkiliyordu onu.Namaz dan sonra yanına geldiğinde Şulenin gözleri kızarmıştı.Aslı şaşırmıştı ama bir şey soramadı ona.

    O gün biraz ders,biraz da konuşarak geç vakte kadar oyalandılar.Aslı eve gitmesi gerektiğini söyleyerek izin isteyip kalkmıştı ki,Şule ve babası da onu bırakmak üzere beraber çıktılar evden.Aslı çok memnun kalmıştı o geceden.Gelince annesine de anlattı.Hafta sonu tekrar gideceğini söyleyip uyumak üzere odasına gitti.Yatağa yattığında Şulenin namaz kılması geldi gözünün önüne.Tanıdığı diğer namaz kılanlarla arasındaki farkı bir türlü bulamıyordu.Ertesi gün bunu Şuleden öğrenecekti.

    Ertesi gün erkenden kalkıp Şulenin gelmesini beklemeye başladı.Vakit hayli geç olmasına rağmen Şule gelmemişti.Aslı daha fazla gecikmemek için koşar adımlarla gitti dershaneye.İçeri girdiğinde ders başlamıştı.Öğretmenden özür dileyerek yerine oturdu.Şule gelmemişti.Nedenini çok merak ediyordu.Dersin bir an önce bitmesi ve arkadaşına gidip neden gelmediğini öğrenmek için sabırsızlanıyordu.Nihayet ders bitince hızla eve giderek annesine olayı anlatıp Şulelerin evinin yolunu tutmuştu bile.Kapının önüne gelince zile bastığında Şulenin annesi gülümseyerek açtı kapıyı.Aslı merakla sordu.

    - Teyzeciğim Şule okula gelmedi de bende merak ettim.Hasta değildir umarım.

    - Önemli bir şey yok kızım.Sadece üşütmüş ateşi vardı biraz bende bu şekilde okula göndermedim.O, senin bekleyeceğini düşünerek gitmeyi çok istedi ama ateşi buna mani oldu.Telefon numaranı da bilmiyormuş.Seni bekleteceği için çok üzüldü.Ben sizin evi bilseydim gelip haber verecektim.Bilmediğim için seni beklettik galiba.Hakkını helal et yavrucuğum.

    - Olsun teyzeciğim,önemli değil.O kadar beklemekten bir şey olmaz. Önemli bir şey olduğunu düşündüğüm için meraklandım sadece.Şule nerde? Görüşebilir miyim?

    - Tabi ne demek? Odasında Kuran okuyordu.Dur haber vereyim hemen.

    - Rahatsız etmeyin teyzeciğim ben beklerim.

    Bu arada telefon çalmış Şulenin annesi telefonda konuşuyordu.Aslı kapı aralığından Şuleyi görünce arkadaşına dikkatle seyre dalmıştı.Her şeyden habersiz,kendinden geçmiş gibi Kuran okuyordu Şule.Aslı arkadaşını süzmeye başladı.Yüz ifadesi dikkatini çekti yine.Bazen tebessüm halini alırken bazen de korku dolu bir ifade beliriyordu yüzünde.Hayretle bakıyordu arkadaşına.Namaz kılarken de aynı hale tanık olmuştu.Çok etkilemişti Şulenin bu hali.O kadar etkilenmişti ki ayakta tepkisiz bir şekilde onu seyrettiğini unutmuştu.Ta ki Şule nin annesinin gelerek;

    - Kızım neden ayakta bekliyorsun,otursana.Bende Şuleye haber vereyim.

    Diye seslenene kadar devam etti bu hal.Annesinin haber vermesiyle Şule bir müddet sonra onların yanına gelerek sımsıkı sarıldı arkadaşına;

    - Arkadaşım benim. Hakkını helal et.Seni beklettim bugün.O kadar çok üzüldüm ki anlatamam.Ama sabah çok ateşliydim ve evden çıkacak durumda değildim.

    - Önemli değil Şuleciğim. Yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu düşündüğüm için ziyaret edeyim diye geldim. Yoksa sana hesap sormak gibi bir niyetim asla olamaz.

    - Aslıcığım, hesap sorman için değil sadece ağızdan çıkan her söz yemin gibidir bence. Sözümde duramamanın üzüntüsü bu sadece. Ve özürüm de bunun için.Anlat bakalım bu gün neler yaptınız?

    - Bildiğin gibi konu tekrarı yapıldı bu gün de. Sen olmayınca tadı yoktu zaten.

    - Canım arkadaşım benim. Allah razı olsun. Ne güzel bir yüreğin var senin. Ve bunu ne güzel yansıtıyorsun.

    - Şule sana bir şey sorabilir miyim?

    - Tabi ki arkadaşım buyur.

    - Kur’an okurken yüz ifaden dikkatimi çekti.Bazen sevinçli,bazen hüzünlü,bazen de hiddetliydi sanki.Geçen gün sen namaz kılarken de çok dikkatimi çekmişti bu halin.Neden bu şekilde olduğunu merak ettim.Bir kere bizim evde Kur’an okutmuştu annem.Ama onlar hep aynı şekilde okuyup bitirdiler.Sonra da annem onlara para vermişti.

    Şule acı acı gülümsedi.Kur’anı para karşılığı okunması ona her zaman yanlış gelmişti

    - Bak Aslıcığım. Kur’an okurken mealini yani anlamını da okuyorum ben. Arapça bilmediğim için anlamıyorum. Türkçeye çevirileri var Kur’anın.Oradan okuyorum.Bazen Cennet ve oradaki nimetleri o kadar güzel anlatılıyor ki tebessüm etmemek imkansız.Cehennem ve ateş halkından bahsederken de üzülüyorum,hüzünleniyorum.Hüküm ayetlerinde de merakla bir daha bir daha okuyorum ki yanlış anlamışsam düzelteyim diye.Yüz ifademin sürekli değişmesi belki de ondandır.Gel istersen sana da okuyayım.Kayıtsız kalınmayacağını sende göreceksin.

    Arkadaşının eline yapışarak odasına götürdü. Kur’anı Kerimi eline alan şule okumaya başlayacaktı ki, Aslı heyecanla atıldı,

    - Aman ha. Annem başın açıkken okunursa çarpılırsın dedi. Biz ellemeyiz bile çarpar diye.

    - Allah celle okumasını ve yaşamasını emredecek birde dinlersen çarpılırsın diyecek bu tezat olmaz mı arkadaşım. Bu insanları Kuran dan uzaklaştırmak için söylenen sözler.Ben okuyayım sen sadece dinle.Dinlemende hiçbir sakınca yok.

    Aslı şaşırmıştı. O, kendini bildi bileli Duvarda kabında asılı duran Kur’anı Kerim geldi aklına. Şimdiye kadar onu açıp okumayı hiç düşünmemişti.Büyükleri sürekli çarpan bir şey olarak bahsediyorlardı ondan.Eline aldığı,ellediği zaman çarpan ulaşılmaz bir kitap olarak anlatılmıştı ona.O bunları düşünürken Şule okumaya başladı;

    ‘Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

    Gerçek şu ki, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün arka arkaya gelmesinde, insanlara yararlı şeylerle denizde yüzen gemilerde,Allah’ın yağdırdığı ve kendisiyle ölümünden sonra yer yüzünü dirilttiği suda,debelenen her canlıyı orada üretip yaymasında,rüzgarları estirmesinde,gök ile yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için ibretler vardır’

    Aslı heyecanla atıldı.

    - Çok etkileyici. Ben bu şekilde hiç düşünmemiştim. Bütün kainata baktığımızda aslında Allah’ın eseri olduğunu biliyoruz ama bu kadar hayatımıza müdahale ettiğini düşünmemiştim.

    Şule, Aslının bu denli merakla dinlemesine sevinmiş heyecanla sordu;

    - Aslı mesela namazda sürekli okuduğumuz Elham’ı biliyor musun.

    - Evet çok küçükken babannem öğretmişti.

    - Bak onun anlamını da okuyalım istersen

    - Sevinirim vallahi. Manası olabileceğini hiç düşünmemiştim. Tekerleme gibi ezberletilmişti bana nedir manası?

    ‘Bütün hamdler alemlerin Rabbi olan Yüce Allah’a mahsustur. O Rahmandır yani dünyada herkese merhametli, Rahimdir yani ahirette sadece iman edenlere merhametli olandır.Biz yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz.Bizi doğru yola ilet.Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna gazap ettiklerinin yoluna değil’

    Aslı duygulanmıştı gözleri buğulanmış sesi titreyerek karşılık verdi;

    - Ne güzel bir duaymış bu Yarabbi. Hem bizi yoktan var ediyor hem de ona nasıl dua edeceğimizi de gösteriyor. Çok güzel Şule inan çok etkileyici.Senden bir şey rica etsem.

    - Tabi ne istersen Aslı.

    - Bana arada bu şekilde okur musun? Çok fazla etkiledi beni. Duvarda ki kabında asılı dururken ulaşılmaz geliyordu. Bu kadar etkileyici olabileceği hiç aklıma gelmemişti.Oysa şimdi bambaşka bir yönünü anladın Kur’anın.Sana,bana,hepimize hitap eden ilahi bir mesaj.

    - Arkadaşım hasta olan bir insanın reçetesini çerçeveleterek duvara asması ne kadar iyileştirirse onu, Hayat kaynağı olması gereken Kur’anı asması da o kadar etkiler ancak.Okunması ve yaşanması gereken Allahın kitabından uzaklaştığımız müddetçe asla kendimize gelemeyiz.Bizi biz yapan değerler ancak kulluğumuzun bilincine varacağımız zaman olacaktır.İnşallah her gün beraber okuruz.Kimi zaman cennet ayetleriyle sevinçten ağlarız,kimi zaman cehennem ayetleriyle korkudan göz yaşı dökeriz.Kimi zaman iman ayetleriyle imanımızı sağlamlaştırır,kimi zaman da peygamberlerle olan bölümlerinde kendimize dersler çıkartırız Allah’ın izniyle.

    Aslı gözleri ışıl ışıl parlayarak atıldı söze;

    - İnşallah arkadaşım inşallah. Çok geç oldu. Annem merak etmiştir. Şimdi çıkmam lazım hava kararmadan gideyim. Yarın gelecek misin okula.

    - İnşallah geleceğim.Bugün daha iyiyim. Tamam o zaman yarın görüşürüz.

    - Allah’a emanet ol arkadaşım.

    Aslı koşar adımlarla çıktı evden. Yolda gördüğü her şeye bakmıyor görüyordu. Daha önce dikkatini çekmeyen her şey o kadar anlamlı geliyordu ki ona. Örneğin yoldan geçen bir kedi.İnsanlar ne kadar robot yaparlarsa yapsınlar bunun gibisini yaratamazlardı.Mesela ağaçlar,kuşlar,kelebekler,batmaya yüz tutmuş şu güneş,birazdan parlayarak çıkacak olan yıldızlar,ve öylece asılı olup sürekli şekil değiştiren ay,yerde yemyeşil halı gibi döşenmiş çimenler hiç birini kimse yaratmaya kadir değildi ki.Bunları düşünerek eve girmişti bile.Yemeğinin yedikten sonra banyoda hafızasında kalan bilgileriyle abdest alarak odasına girip kapıyı kilitledi.Hiç kullanmadığı seccadeyi sererek Allahu Eber diyerek durdu namaza.Elham suresini okurken Şulenin okuduğu bölümleri düşünüyordu.Gözleri buğulanmış vaziyette secdeye vardığında hıçkırarak ağlamaya başladı.Göz yaşları sel olmuş dakikalarca ağladı ağladı.Secde den başını kaldırmak istemiyordu sanki.Bu yaşına kadar yaptıklarını ve yapması gerekirken yapmadıklarını düşündükçe binlerce tövbe ediyordu onu yoktan var edene. Her aldığı nefes için, her yaşadığı an için, her bir zerresi için ne kadar şükretse azdı aslında. Ama o bu yaşına kadar bunları hiç düşünmemiş sadece gününü gün etmişti.Tüm bunlar aklına geldikçe hıçkırıkları daha da sıklaşıyordu.Çok sevdiği ve kaybettiği bir şeyi bulmuş casına sevinçli,ama yaptıklarından dolayı da üzgün,karmakarışık duygularla uzun süre ağladı secde de.Dakikalar sonra Namazı bitip selam verdiğinde uzun uzun dua etti onu yoktan var edene.Binlerce tövbe etti yaptıkları ve yapmadıkları için.Daha fazla geç kalmadan gerçekleri onun görmesine vesileler kıldığı için Rabbine binlerce kez şükretti sonra.Duası bittiğinde gözyaşlarından ıslanan seccadeyi bir dahaki namazda kullanmak üzere katlayıp masanın yanına bıraktı.

    Camdan dışarı seyretmeye koyulmuştu ki,gökyüzünün derinliklerine bakarak Rabbine şükrederken sabah ezanı farklı minarelerden Rabbin huzuruna davet ediyordu tüm insanları.Bu çağrıyı daha önce hiç dikkate almamanın verdiği buruklukla az evvel bıraktığı seccadeyi alarak tekrar serdi ve durdu namaza.Secdeye vardığında seccade hala ıslaktı ama o bunu hissetmiyor sadece alnını onu yoktan var edenin huzurunda eğmenin gönül rahatlığını yaşıyordu tüm benliğinde...


Mükerrem BULUT




Kaynak: Hikaye-Öykü-Masal Arşivi: www.hikayearsivi.net
Bu hikayeyi beğendi iseniz, veya fikrinizi diğer ziyaretçilerle paylaşmak istiyorsanız lütfen YORUMUNUZU yapın. Sadece 1-2 saniyenizi alacaktır.


Önemli Not: Lütfen hikayeyi kullanacaksanız; www.hikayearsivi.net den alıntı yaptığınızı ve kaynağını belirtiniz.

13 Mayıs 2005 - 18:08:27 - 5616 günlük
Ekleyen editör: HikayeArsivi

Okuyan:[5559]Yorumlayan:[18]Kategori: [Gerçek Hayattan Hikayeler]
[Arkadaşına Gönder][
Yazdır] Bu Hikayeyi Paylaş EkleBunu RSS Ekle Butonu


Yorumlar:

[ Yorum yap ]


Yazan: melek 

15.11.2008 - 22:04:41

Allah razı olsun kardeş.gerçektn çok güzel bi paylaşım.ağlayarak okudum.rabbim aşkıyla ağlayan kullarından eylesin bizleri inş.AMİİİN

Yazan: bünyamin 

6.2.2007 -

çok güzel

Yazan: vural 

17.11.2006 -

Allah razı olsun tşk. güzel bir ibret verici bir örnek olmuş allah emanet olun

Yazan: Elif 

24.12.2005 -

Rabbimiz kalplerimizde olduğu sürece,ne seccadeler yaşsız, ne de dillerimiz duasız kalır...

Yazan: ERKAN  

10.12.2005 -

KEŞKE GERZAMAN ALİYABİLSEK

Yazan: mihrican 

4.12.2005 -

RABBİM HEPİMİZDEN RAZI OLSUN. BİGÜN ISLAK BİR SECCADEM OLACAK. O ZAMAN SENİN İÇİN RABBİMDEN DUA İSTİYCEM.

Yazan: SEVAL 

27.9.2005 -

Allaha şükrediyorum verdiği nimetler için.bu hikayeyi okuken göz yaşları içinde kaldım.ALLAH bütün müslümanlara nasip etsin.

Yazan: selim 

13.9.2005 -

seccade ıslatacak iman versim Rabbim bize.Çok üzel ve çok harika bir hikaye.Yüreğine kalemine sağlık kardeşim.imanlı bacım benim...

Yazan: mert derya 

11.7.2005 -

içimizi açtınıuz bu hikayeyle

Yazan: neşe 

22.6.2005 -

çok beğendim.Allah herkesi ıslah etsin bu güzellikleri göstersin bende böyle namaz kılmak istiyorum ama olmuyor yaaaaaaaaaa

Yazan: SEHER 

12.6.2005 -

tek kelimeyle mukemmel.Ablacım siz bir harikasınız.İnanıyorum ki ileride basarılı olacaksınız..ama dik durmaya gayret edin.İnanamıyorum size hayranım..Kitabınız varmı acaba

Yazan: serkan 

4.6.2005 -

duygularımı ancak gözyaşlarım anlatır. Allah'ın (c.c.) rahmeti üzerimize olsun

Yazan: yakup 

31.5.2005 -

hayat..

Yazan: Münewer 

17.5.2005 -

Gururumuz oldun canım kardeşim benim.Yazıların gerçekten hissedilerek yazıldığı için çok etkili bence...Devamını ve içindeki duygu selini paylaşmanı temenni ve dua ediyorum.

Yazan: meral 

17.5.2005 -

İşte ibret almak isteyene güzel bir hikaye daha.Çok beğendim.Arkadaşlarıma da gönderdim.Allah hepimizi akıllandırsın,kalp gözlerimizi açsın inşallah.Teşekkürler,Allah razı olsun.

Yazan: zehra 

17.5.2005 -

Kararan kalblere ışık tuttunuz.Temennim herbirimizin seccadeleri ıslanır.Seccade ıslatacak kadar Rabbi yüceltenlerden oluruz inşaallah...

Yazan: ayla 

17.5.2005 -

İnsanların küflenmiş kalplerini bu yazılarla parlattığınız için ALLAH (c.c) sizden razi olsun İnşallah okuyanlar bir nebze olsun ders alırlar.

Yazan: SELCUK 

14.5.2005 -

GÜLMEKTEN, GÜNLÜK ENDİŞELERİNDEN RABBANİDUYGULARINI YİTİRİP AGLAMAYI UNUTAN BİZ MÜSLÜMANLARIN DURUMUNU GÖZLER ÖNÜNE SEREN BİR KAPI ARALADIĞINIZ İÇİN RABBİM RAZI OLSUN.....

Yorumlarınızı Yapın:
 

İsim:  *
Mail:  *
Yorum:
 
*
Kalan karakter:
 


* Doldurulması zorunlu alanlar.
Html kod kullanılamaz. IP adresiniz kaydedilecektir.
 

Sayfa: 1

Ehli Sünnet Alimi, Şeyh İsmail Çetin Hocaefendi'nin Eserleri, Sohbetleri ve Hakkında Herşey...

 
 

.: Günün Ayeti :.

.: Günün Hadis-i Şerif-i :.

.: Günün Sözü :.

     


EĞLENCE
Kim 500 Milyar İster-1 (Yarışma)
Kim 500 Milyar İster-2 (Yarışma)
Passaparola (Yarışma)
Kilonuz Kadar Altın Kazanın (Yarışma)
Çocuklar İçin (Yarışma)

Ölmeden Önce Söylenen Son Sözler-1
Ölmeden Önce Söylenen Son Sözler-2
Ölmeden Önce Söylenen Son Sözler-3


Bilginizi TEST Edin
  RESİM ARŞİVİ
BEBEK RESİMLERİ MANZARA RESİMLERİ
CAMİ RESİMLERİ  

ÜYE GİRİŞİ
Kullanıcı adı:
Şifre:



Üye Ol - Şifremi Unuttum



Reklam ver

  ANKET
Hayat Gerçekten Bir Hikaye Mi?
Hayır  832
Bazen  490
Evet.  2643

Toplam: 3965 oy kullanıldı.

 

  İSTATİSTİK
Toplam Kategori: 46 
Toplam Hikaye: 4161 
Yazı-Yorum: 20 
Editör Sayısı: 6 
Onaysız Üye: 1 
Onaysız Yorum 349005 
Toplam Yorum: 364426 
Toplam Okunma: 19486178 


Reklam ver

  GÜZEL RESİM VE SÖZ

 

Editör Yazı - Yorum

HikayeArsivi

Hikaye Arşivi Üyelerine

Telvin

Karagül-Çıldırma Provası

SehL

Anlamını Yitirmiş Satırlar...

ercanharmanci

Yazı-yorum 'u yok

Hüseyin USLU

Yazı-yorum 'u yok


Tüm
Editörler

 Tüm
Yorumlar


Online Editörler

Sitede hiç editör yok / Son 5 dk. içinde


 

HİKAYE KATEGORİLERİNİN TÜMÜ:

01-İbretli Hikayeler
02-Dini Hikayeler
03-Yaşanmış Hikayeler
04-Duygusal Hikayeler
05-Sevgi Hikayeleri
06-Aşk Hikayeleri
07-Din Büyüklerinden Hikayeler
08-En Güzel Dini Hikayeler
09-Masal Demeti
10-Hayatın İçinden Hikayeler
11-İran Hikayeleri
12-Dostluk Hikayeleri
13-Mevlanadan Hikayeler
14-Kıssadan Hisseler
15-Çocuklar İçin Hikayeler
16-Doğruların Öyküsü
17-Komik Hikayeler
18-Nasreddin Hocadan Hikayeler
19-Sahabeden ve Evliyaullahtan Hikayeler
20-Kurandan Hikayeler
21-Resulullahtan Hikayeler
22-Kelile ve Dimne
23-Tarihi Gerçekler
24-Gerçek Hayattan Hikayeler
25-Türk Tarihinden Damlalar
26-Bediüzzamanla Yaşayan Öyküler
27-Diyanetten Hikayeler
28-Renkli Hikayeler Masallar
29-Sesli Hikayeler
30-Resimli Hikayeler
31-Sizden Gelen Hikayeler
32-İngilizce Hikayeler
33-Padişahlardan Hazır Cevaplar
34-Türkü Hikayeleri
35-Tarihi Hikayeler Öyküler
36-Siyasi Hikayeler Hatıralar

 
Google

Sitemizden alınan tüm hikaye-öykü-masal ve materyaller için link verilmesi zorunludur.
Site içeriğini kullanmak için site yönetimiyle [kutulkulub@gmail.com] irtibata geçerek istifade edebilirsiniz.

 
 Hikaye Arşivi  
Kerim Melleş-KuTuL KuLuB © 2002-2020  ©  Hikaye Öykü Masal Arşivi
Sayfamızı en iyi 1024*768 çözünürlükte görüntüleyebilirsiniz...

  KuTuL KuLuB-A.Kerim Melleş